danistay_istanbul_sozlesmesi_kadin_koalisyonu
Haber,

28 Nisan’da Danıştay’dayız: İstanbul Sözleşmesi’ni Geri Alacağız

Kadın Koalisyonu olarak, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Anayasa’ya aykırı olduğunu ısrarla söyledik.

Ülkenin tüm önde gelen akademisyenleri, Anayasa hukukçuları çekilme kararının hukuksuzluğunu vurguladılar.

Danıştay savcıları da iddialarımızı haklı görerek Sözleşme’den çekilme kararının Anayasaya aykırı olduğu yönünde görüş bildirdiler.

Şimdi sıra Danıştay’da.

28 Nisan 2022 tarihinde yapılacak duruşmada, bu hukuksuzluğu bir kez daha mahkeme önünde ileri süreceğiz. Mahkeme’nin bu haklı davayı kabul ederek Sözleşme lehine karar vermesini bekliyoruz.

Haklarımıza sahip çıkıyoruz ve Sözleşme’nin yeniden uygulanması için mücadelemize durmaksızın devam edeceğimizi tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

28 Nisan 2022 tarihinde Danıştay’dayız. İstanbul Sözleşmesi yaşasın, İstanbul Sözleşmesi yaşatsın diye. #İstanbulSözleşmesiBizim #Vazgeçmiyoruz

atolye_bulteni_kadin_koalisyonu
Haber, Kamuya Müdahale,

Belediyeleri daha iyi izlemek için atölyeler düzenliyoruz!

Kadın Koalisyonu olarak belediyelerin politika ve hizmetlerini toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısı ile izlemeye devam ederken, bunu daha iyi ve verimli bir şekilde yapabilmek için koalisyon bileşenleri ile atölyeler düzenliyoruz!

Yoksulluğun derinleştiği, yoksunluğun yaygınlaştığı salgın döneminde bu izleme çalışmamızda katılım, erişilebilirlik ve kadınlara yönelik şiddet temalarına ve ortak kesen olarak yoksulluk ile kadın yoksulluğuna odaklanıyoruz. Bu kapsamda, bilgi ve deneyim paylaşımı yaptığımız, ortak akıl yürüttüğümüz atölye çalışmaları yapıyoruz.

Bugüne kadar düzenlediğimiz atölyelerde yoksulluk, göç, kadınlara yönelik şiddet, bakım hizmetleri, erişilebilirlik, cinsel sağlık/kadın sağlığı, sağlıklı gıda ve çevreye erişim, belediyecilik deneyimleri ile katılım ve izleme çalışması metodolojisi üzerine tartışmalar yürüttük.

Belediye politika ve hizmetlerinin toplumsal cinsiyet perspektifiyle izlenmesine dair fikir edinmek için sizleri atölyelerin öne çıkan kısımlarından derlediğimiz Atölye Bülteni Ocak – Şubat 2022’yi okumaya davet ediyoruz!

Bülteni okumak için tıklayın.

koalisyon-banner
Haber,

Korkmuyoruz, Susmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!

Dünyanın her yerinde, otoriter yönetimler kadınların sesini kısmaya, onları evlerine kapatmaya çalışıyor!

Türkiye’de de olağanüstü hali olağanlaştıran baskı yöntemleri işbaşında. Daha önce, Terörle Mücadele Kanunu’nun her türlü anti-demokratik ve keyfi uygulamanın yolunu açtığını söylemiştik. Nitekim, bu uygulamaların son örneğini bugün yaşıyoruz.

Diyarbakır’da 24 kadın arkadaşımız, kadınlara karşı şiddetin protesto edildiği 25 Kasım’da yaptıkları etkinlikler nedeniyle gözaltına alındılar.

Kadınları susturamayacaksınız!

Sizin operasyonlarınız varsa, bizim de dayanışmamız var!

Birbirimizden de mücadelemizden de vazgeçmiyoruz!

Arkadaşlarımızın yanındayız!

Kadın Koalisyonu

aksu_bora_birikim_koalisyon
Haber,

8 Mart: Hikâyeyi Yeniden Yazmak

Aksu Bora tarafından kaleme alınan bu yazı, ilk olarak 1 Mart 2022 tarihinde birikimdergisi.com‘da yayınlanmıştır.

8 Mart yaklaşırken ve feminizmin öznesine dair tartışma hararetlenirken, Kadın Koalisyonu bir açıklama yayınladı: “Ülkedeki tüm sorunların muhatabı olan kadınların çözümün de parçası olduklarını görmek zorundasınız!”

Açıklamanın muhatabı, kurumsal siyasetti. Kamuoyu önünde yapılmıştı, “herkesin içinde” yani; ama muhatabı “herkes” değil, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasal partilerdi.

Kurumsal siyasetle ilişkimiz hep sıkıntılı oldu, kendisini siyasetin tek alanı ve tek biçimi sanması sebebiyle, kadınlara varlık alanı tanımamasıyla, temsil ilişkisini olduğundan da karmaşık hale getirmesiyle. Siyasetin daha renkli ve çekişmeli olduğu zamanda öyleydi, şimdi, bu tatsız ve renksiz zamanda da.

Bir de tabii feminist mücadeleyi bir tür sivil toplum hareketi gibi düşünme alışkanlığı var; kısmen doğru ama tam da değil. Kısmen doğru, çünkü “biz kadınlar, cins olarak eziliyor ve sömürülüyoruz.” Ezilmekten kaynaklanan ortaklığımız, ortak itirazlarımız, ortak çıkarlarımız var. Tam da Koalisyonun söylediği gibi: “Anayasa’dan Türk Ceza Kanunu’na, Medeni Kanun’dan Şiddetle Mücadele Kanuna, Eşitlik Komisyonlarından Ombud’a, cinsiyet eşitliğine yönelik bütün yasal düzenlemelerde, sözleşmelerde, mekanizmalarda, bizim mücadelemiz ve emeğimiz var. Bu kazanımlarımızı boşa çıkaracak, geriye götürecek, içini boşaltacak, haklarımızı gasp edecek müdahalelerinize karşı ne bu mücadeleden vazgeçeriz ne de emeğimizi hiçe saymanıza izin veririz!

Bu, işte o ortaklıktan, ezilmenin bilgisinden ve mücadele tecrübesinden gelen bir itiraz: Kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Ama iş, orada bitmiyor. “Kısmen” dediğim yer de bu. Feminist politika, bir çıkar hareketinden ibaret değil. O sebeple zaten, “feminizmin öznesi kimdir” sorusunun, yani aslında, feminizmin kimin çıkarlarını koruyacağı sorusunun başımıza bela olduğunu düşünüyorum. Feminizm, iktidarın temel eksenlerinden birini, cinsiyet ilişkilerini değiştirmeye niyet etmesiyle, bir grubun ya da bir cinsiyetin iradesinden (yahut çıkarlarından) çok daha fazlasını kapsayan bir politikadır. Feminizmi kadın hakları hareketinden fazlası yapan şey, budur. bell hooks’un dediği gibi: Feminizm, herkes içindir! (Feminizm Herkes İçindir)

Işıl Kurnaz’ın geçen hafta yazdığı Dünyayı Onarmak başlıklı yazısında (Dünyayı Onarmak) dediği gibi: Adalet, bir hukuk tasavvuru değildir, hukukun sınavıdır. O yazıda, “adalet duygusu”ndan söz ediliyor, bana kalırsa burada işaret edilen, adaletin ütopik içeriğidir. Başka bir ortaklık, başka bir ufuk. Cinsiyet eşitliği de hukukun ve kurumsal siyasetin sınırlarını aşan bir hedeftir: “Dünyada iki tür insan vardır, kadınlar ve erkekler” hikâyesine yaslanan patriyarkayı yıkmadan ulaşılamayacak bir hedef.

Hukuktan vazgeçemeyeceğimiz gibi, kurumsal siyasetten de vazgeçemeyiz; hukukla yetinemeyeceğimiz gibi, çıkarlarımızı kollamakla da yetinemeyiz. Hikâyeyi yeniden yazmamız gerekir.

Kadın Koalisyonunun yirmi yılı aşkın tarihinde, işte bu yeniden yazım işinin yollarını bulmaya çalıştık. Yaşadığımız yerle ilgili kararlarda daha fazla söz sahibi olmak amacıyla işe koyulmuştuk, yerel siyasette ve yerel yönetimlerde daha fazla kadın temsili diyerek başladık. Temsilin yetmediğini gördük, farklı katılım mekanizmaları yaratmak için uğraştık. Yani bir yandan var olan siyasetin sınırlarını zorlarken bir yandan ufkumuzu onunla sınırlamadık. Zaten bunu yapamazdık, hangi kadınlar bizi temsil edecekti ki? Belediye otobüslerinin güzergâhından yerel Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi’nin (ŞÖNİM) çalışmalarına, kadınların üretim kooperatiflerinin desteklenmesinden kadın belediye başkanları arasında düzenli bir iletişim ağı kurulmasına kadar pek çok şeyle uğraştık.

Bütün bu çabadan öğrendiğimiz, hikâyeyi yeniden yazacaksak, bütün kelimeleri elden geçirmemiz gerektiğiydi. Ütopya ne soyut bir fikirdi ne de belirsiz bir gelecekteydi. Tersine, gün be gün ördüğümüz ağlarda, dayanışma ilişkilerinde, kendimizi ve yapıp ettiklerimizi durmadan sınamamızı sağlayan karşılaşmalardaydı.

Işıl Kurnaz bahsettiğim yazıda diyor ki, “Sınır bilgisi, her zaman nasıl sınırlandırıldığımız ve oradan nasıl çıkabileceğimize dair değil tabii. Çoğu zaman, başkalarıyla karşılaşma noktası olarak kurulan bir sınır olarak da çiziliyor. Muhakkak o sınırda durmak, o sınırı dışlayıcı bir engele çevirmek gerekmiyor. O karşılaşma anının kendisinden, o sınır bilgisinden, yepyeni bir dünyaya ve ufka atlamanın, o sınır çizgisini geçebilmenin imkanını da sunuyor.” Sınırlar, hepimizin bildiği gibi, iktidar(lar) tarafından çizilen şeylerdir. Her şeyi yerli yerine koyma, orada tutma imkânı verir. İçinde yaşamaktan kurtulmak istediğimiz hikâyenin her bir kelimesini elden geçirip onu yeniden yazarken, sınır bilgimizi öylece bırakabilir miyiz?

Koalisyon, siyasal iktidara aday olan partilere sorduğu soruların peşini bırakmayacak. O soruların her birinin arkasında yıllardır Türkiye’nin dört bir köşesinde yaptığımız çalışma, kurduğumuz ağlar, karşılaşmalar var. Emeğimizi hiçe saymalarına izin vermeyeceğiz.

Bir yandan da, bize dayatılan hikâyenin sınırlarını zorlamaya, onu aşmaya, yeniden yazmaya devam edeceğiz. Dünyayı onaracaksak, buna cesaret etmek zorundayız.

hayati_savunuyoruz_koalisyon
Haber, Seçime Müdahale,

Ülkedeki tüm sorunların muhatabı olan kadınların çözümün de parçası olduklarını görmek zorundasınız!

Yaşamlarımızın güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, tüm ülke hızla yoksullaşırken biz erkeklerden de daha hızla yoksullaştık, haklarımızı savunduğumuz için terörist ilan edildik.

Biliyoruz ki cinsiyetçilikle mücadele, ekonomik sömürüyle, keyfi yönetimle, hukuksuzlukla mücadeleden ayrı değildir.

Taşın, toprağın, havanın, suyun, canlıların korunduğu, ifade özgürlüğünün güvenceye alındığı, anadilimizde eğitim hakkımızın tanındığı, herkes için erişilebilir adaletin tesis edildiği, sorunların tespitinin de çözümün de yerelden, yerelin sakinlerinin katılımıyla gerçekleştirildiği bir ortak yaşam kurmak istiyoruz.

Eşit ve etkin katılabildiğimiz, denetleyebildiğimiz, laik, özgürlükçü ve demokratik bir yaşam bugünden başlayarak inşa edilmelidir. Bu ilkelerin tek bir tanesinden vazgeçmeyecek, siyasi pazarlık konusu yaptırmayacağız.

Hayatı hepimize zehir eden yöntemlerle yeni ve daha iyi bir hayat kurulması mümkün değil. Hepimizi tüm çeşitliliğimizle eşit ve özgür kabul edecek ve tüm yasa ve kurumları eşitlikçi bir biçimde tanımlayan yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var.

Siyasi Partilere Soruyoruz:

  • Yeni Bir Anayasa Şart! Anayasa başta olmak üzere Siyasi Partiler Kanununu, Seçim Kanunu ve ilgili tüm yasaları eşitlikçi bir biçimde düzenleyecek misiniz?
  • Siyasi Partilerin delegelikten aday listelerine, yerel teşkilatlarından merkez yürütmesine kadar tüm organlarında ve süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Bu düzenlemeleri yapacak mısınız, siyasi partilerin mevcut kaynaklarının ve hazineden alınan payların eşitliği sağlayacak biçimde kullanılmasını da güvence altına alacak mısınız?
  • Antidemokratik koşullarda hiçbir yasa demokratik olamaz! Anayasa ve tüm yasaların özgürlükçü, çoğulcu, demokratik bir biçimde sözümüzü söyleyebileceğimiz koşullarda yazılmasını sağlayacak mısınız?
  • Katılımımız olmadan alacağınız hiçbir kararı, yapacağınız hiçbir yasayı tanımıyoruz! Tüm yasa ve kurumların yapılma/kurulma süreci, kadın örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile birlikte yürütülmesini güvence altına alacak mısınız?
  • Eşit temsil, eşit katılım/Parite Yasasını çıkaracak mısınız?
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği/kadın bakanlığı derhal kurulmalıdır! Tabela kurumlar değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçmesini sağlayacak etkinlikte kurumsal mekanizmaları hızla ve hemen kuracak mısınız?
  • İstanbul Sözleşmesi’ne derhal yeniden taraf olunmalıdır! Kadınların haklarını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güvence altına alan uluslararası sözleşmelere taraf olacak, taraf olunan sözleşmeleri etkin bir biçimde uygulayacak mısınız?
  • Kadınlar bütçe yapmayı sizden iyi bilirler! Eşitsizliği ve ayrımcılığı daha da derinleştiren kadın yoksulluğuna çare için de bütçeyi kadınlarla hazırlayacak mısınız?

Anayasa’dan Türk Ceza Kanunu’na, Medeni Kanun’dan Şiddetle Mücadele Kanuna, Eşitlik Komisyonlarından Ombud’a, cinsiyet eşitliğine yönelik bütün yasal düzenlemelerde, sözleşmelerde, mekanizmalarda, bizim mücadelemiz ve emeğimiz var. Bu kazanımlarımızı boşa çıkaracak, geriye götürecek, içini boşaltacak, haklarımızı gasp edecek müdahalelere karşı ne bu mücadeleden vazgeçeriz ne de emeğimizin hiçe sayılmasına izin veririz!

Kadın Koalisyonu
26.02.2022

eksilmeyecegiz_koalisyon
Haber,

BELEDİYELERİ İZLEMEYE DEVAM EDİYORUZ!

COVID 19 küresel salgınıyla birlikte belediyelerin politika ve uygulamalarına toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden baktık. Bu çerçevede Nisan 2020’de başladığımız izleme çalışmamızın raporunu Mart 2021’de yayınladık.

Kadın Koalisyonu olarak yoksulluğun derinleştiği, yoksunluğun yaygınlaştığı salgın ve sonrası süreçte de belediyeleri izlemeye devam edeceğiz; katılım, erişilebilirlik ve kadınlara yönelik şiddet temalarına ve ortak kesen olarak yoksulluk ve kadın yoksulluğuna bakacağız.

Her izleme çalışması öncesi yaptığımız gibi sözünü ettiğimiz meselelerden ne anladığımızı, kavramların neleri içerdiğini tartışabileceğimiz atölyelerle başladık; yoksulluk, göç, kadınlara yönelik şiddet, bakım hizmetleri, erişilebilirlik, cinsel/üreme sağlığı, sağlıklı gıda ve çevreye erişim, belediyecilik deneyimleri, katılım ve izleme çalışması metodolojisi.

Mart 2022’de sorularımızla belediyelerin kapılarını çalmaya başlayacağız. Belediyelerde kadınların hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği için olmazsa olmazlarımız var mı diye bakacağız.

Kadın Koalisyonu olarak yerel yönetimlerin özel ve kamusal alanlarda hak temelli, eşitlikçi, kapsayıcı, devamlılığı ve tutarlılığı olan politika ve hizmetler üretmesi için, değiştirmek için izlemeye devam ediyoruz. İzleme süresince hazırlayacağımız ara değerlendirmeleri sosyal medya hesaplarımızdan paylaşacağız. Bizimle birlikte sahaya kulak vermek isteyenler, Kadın Koalisyonu’nu takip etmeye devam edin!

Kadın Koalisyonu
15.02.2022

25_kasim_koalisyon
Haber,

Hepimiz eşit, hepimiz özgür, hepimiz tok ve güvende olana kadar mücadeleden de birbirimizden de vazgeçmeyeceğiz!

Seçimlerin ne zaman yapılacağı, erkene çekilip çekilmeyeceği tartışılırken, kadınların sesine kulak veren yok!

Kadınların katledilmediği tek bir gün yok! Her birimiz ve hepimiz, her gün, can derdindeyiz! Şiddete karşı bizi korusun diye hazırladığımız İstanbul Sözleşmesi, bir gece yarısı imzasıyla, keyfi biçimde iptal edildi. Hızla yoksullaştık, işsiz kaldık, çalışanların güvenceleri bir bir ortadan kaldırılıyor, hak aramak teröristlik sayılıyor. Toplumsal ortaklıklar, kurumlar, birer birer ortadan kaldırılıyor, ortaklığın tek biçimi egemen hale geliyor: çıkar ve suç ortaklığı!

Yoksullaşmanın hukuksuzlukla, işsizliğin keyfi yönetimle, çevre felaketlerinin talancılıkla nasıl derinden ilişkili olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar, biz kadınların mücadelesinin dışında değil.
Taşı, toprağı, havası, suyu, ağacı korunan bir ülke istiyoruz. Hepimizin ücretsiz sağlık ve eğitim hakkının olduğu. Haklarımıza erişebilmek için de siyaset yapabilmek için de kendimizi özgürce ifade edebildiğimiz, anadilimizi konuşabildiğimiz bir hayatın peşindeyiz. Sorunları yerinden tespit edeceğimiz, çözümünü yerelden, yerelin sakinleriyle birlikte üretebileceğimiz, farklı deneyimleri dikkate alan, hak ve özgürlüklerin yaşama geçtiği, adaletin herkes için erişilebilir olduğu ve tesis edildiği bir ortak yaşam kurmak istiyoruz.

Hepimizin eşit, hepimizin özgür, hepimizin tok ve güvende olacağı bir yaşam istiyoruz. Bu yaşamı ancak birlikte kurabiliriz. Eşit ve etkin katılabildiğimiz, denetleyebildiğimiz, laik, özgürlükçü, demokratik bir ortak yaşam bugünden başlayarak inşa edilebilir; ittifaklara yürürken, yasa hazırlıkları yaparken. Seçimlere ne zaman, hangi siyasal ittifaklarla gidileceğini bilmiyoruz ama şunu biliyoruz: Kadınların ittifakı, kararlılığı ve iradesi, suç ortaklığından güçlüdür. Tarih boyunca böyleydi, bundan sonra da böyle olacak.

Unutmayın, hayatı bize zehir eden yöntemlerle yeni ve daha iyi bir hayat kurulamaz. Şimdi, hepimizi eşit, hepimizi özgür kabul eden, tüm yasa ve kurumları eşitliğin önündeki engelleri kaldıracak biçimde tarif eden yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var.

Bunun için biz kadınlar, insan onurunu temel alan, hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik bir yönetim biçiminin tesis edilmesi için seferber olduğumuzu duyururuz.

Birbirimize de, özgürlüğümüze de sahip çıkıyoruz.

Kadın Koalisyonu
1 Şubat 2022

barolar_koalisyon
Haber,

Kadın Koalisyonu’ndan Barolara Çağrı: Anayasa Mahkemesine Kadın Aday Seç!

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlanması taahhüdünde bulunan Barolara çağrımızdır!

Anayasal eşitlik ilkesinin de bir gereği olarak yargıda eşit temsilin sağlanmasında Anayasa Mahkemesinin üye yapısı çok önemlidir. Baroların toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için mücadele taahhütlerini yerine getirmesini talep ediyoruz. Barolar çok sayıda kadın adayın bulunduğu bu fırsatı eşitlik lehine değerlendirmeli, binlerce kadın üyesinin ve milyonlarca kadın yurttaşın sesi olmalıdır.

AYM’ye kadın aday. Şekli eşitlik değil gerçek eşitlik!