koalisyon-banner
Haber, Yasamaya Müdahale,

Sayın Meral Akşener, Anayasa değişikliğine temelden itirazımızı yineliyoruz!

Sayın Meral Akşener,
İYİ Parti Genel Başkanı

Kadın Koalisyonu olarak iktidarın 9.12.2022 tarihinde Meclis başkanlığına sunduğu Anayasa değişikliğine temelden itirazımızı 24.12 2022 tarihinde yaptığımız açıklamada belirtmiştik.

İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir biçimde tek kişinin iradesiyle imza çeken, Anayasa’yı uygulamayan, yasalarla garanti altına alınan haklarımıza saldıran, kadınların ve LGBTİ+’ların hayatlarını ve haklarını seçim malzemesi yapmaya çalışan bir anlayışın Anayasa yapma girişimlerine asla izin vermemelisiniz.

Demokratik bir hukuk devletinde temel hak ve özgürlükler hiçbir koşulda pazarlık malzemesi de referandum konusu da yapılamaz. Seçime birkaç ay kala, bu ihtimalin de önünü kapatarak kesin bir karşı duruş sergilemenizi beklediğimizi yinelemek isteriz. Mevcut koşullarda ve bu koşulların yaratıcılarıyla herhangi bir Anayasa değişikliğine hayır demenizi ve toplumsal bir sözleşme olan Anayasa’yı seçimin hemen akabinde başta kadın örgütleri olmak üzere hiçbir toplumsal grubu dışarda bırakmadan birlikte yapma taahhüdünüzü ilan etmenizi bekliyoruz.

OLAĞAN HALE GELEN OLAĞANÜSTÜ HAL KOŞULLARINDA HERHANGİ BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HAYIR DİYORUZ!

Saygılarımızla,
Kadın Koalisyonu
17.01.2023

koalisyon-banner
Haber, Yasamaya Müdahale,

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliğine temelden itirazımızı yineliyoruz!

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
CHP Genel Başkanı

Kadın Koalisyonu olarak iktidarın 9.12.2022 tarihinde Meclis başkanlığına sunduğu Anayasa değişikliğine temelden itirazımızı 24.12 2022 tarihinde yaptığımız açıklamada belirtmiştik.

İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir biçimde tek kişinin iradesiyle imza çeken, Anayasa’yı uygulamayan, yasalarla garanti altına alınan haklarımıza saldıran, kadınların ve LGBTİ+’ların hayatlarını ve haklarını seçim malzemesi yapmaya çalışan bir anlayışın Anayasa yapma girişimlerine asla izin vermemelisiniz.

Demokratik bir hukuk devletinde temel hak ve özgürlükler hiçbir koşulda pazarlık malzemesi de referandum konusu da yapılamaz. Seçime birkaç ay kala, bu ihtimalin de önünü kapatarak kesin bir karşı duruş sergilemenizi beklediğimizi yinelemek isteriz. Mevcut koşullarda ve bu koşulların yaratıcılarıyla herhangi bir Anayasa değişikliğine hayır demenizi ve toplumsal bir sözleşme olan Anayasa’yı seçimin hemen akabinde başta kadın örgütleri olmak üzere hiçbir toplumsal grubu dışarda bırakmadan birlikte yapma taahhüdünüzü ilan etmenizi bekliyoruz.

OLAĞAN HALE GELEN OLAĞANÜSTÜ HAL KOŞULLARINDA HERHANGİ BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HAYIR DİYORUZ!

Saygılarımızla,
Kadın Koalisyonu
17.01.2023

Anayasa Değişikliğine Hayır
Haber,

Anayasa Değişikliğine Hayır!

Haklarımızı ve özgürlüklerimizi kullanmamızı engelleyenler, Anayasa da Anayasa değişikliği de yapamaz.

En temel hak ve özgürlük taleplerinin terörizm ile damgalandığı, kadın ve LGBTİ+ sivil toplum ve meslek örgütlerinin baskı altında olduğu, gazetecilerin, siyasetçilerin, seçilmiş kadın temsilcilerin düşüncelerinden dolayı tutuklandığı, kadın örgütlerinin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin bile kayyımla baskı altına alındığı, mevcut anayasal hakların dahi yok edildiği bir siyasi iktidar pratiğinde yeni bir anayasa yapmanın hiçbir koşulu yoktur. Baskı ve tehditle hak ve özgürlükler belgesi değil, sadece ferman yazılır.

Oy hesabıyla başlatılıp tartıştırılmaya çalışılan Anayasa’da kılık kıyafet düzenlemesi yapılmasının kadınlara özgürlük getirmeyeceği, daha çok baskı ve haksızlık getireceği açıktır. Kadınların bir kez daha siyasetin nesnesi haline getirilmesini reddediyoruz. Ne giyip ne giymeyeceğimiz siyasetin konusu yapılamaz. Eşitlikçi olmayan aile düzeni dayatmanızı da kabul etmiyoruz.

Oy hesabı yapanlar, kadınların geleceğini yok ederek ve buna ortak olarak kadınların oyunu alamazlar.

Anayasal haklarımızdan da eşitlikçi ve özgürlükçü bir Anayasa yapma hakkımızdan da vazgeçmiyoruz!

Haklarımıza da hayatlarımıza da dokunmayın!

Kadın Koalisyonu
24.12.2022

Kadın Koalisyonu 20 Yaşında
Haber,

Kadın Koalisyonu, 20 yıllık bir mücadele

Kadın Koalisyonu, bileşeni olan örgütlerden 150 civarında katılımcıyla 8-9 Ekim’de 20. yaşını kutladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın ve LGBTİ+ örgütleri hem bunca yıllık mücadelelerine dair deneyimlerini paylaştı hem de bundan sonraki faaliyetlerine dair fikir alışverişi yaptı.

Resmi olarak 2002 yılında kurulan ama birlikteliği çok daha öncesine dayanan Kadın Koalisyonu bileşenleri, 20. yıllarını kutlamak için Antalya’da buluştu. Koalisyon’un bileşenleri 20 yıllık tarihlerine dair duvarları süsleyen fotoğrafları ve basın açıklamaları eşliğinde yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda yürüttükleri feminist mücadeleyi konuştu, gelecekte nasıl bir yol haritası izleyeceklerini tartıştı.

Açılış konuşmasını yapan İlknur Üstün Kadın Koalisyonu’nun nasıl ve hangi ilkeler temelinde bir araya geldiğini, birlikteliğin nasıl büyük emeklerle örüldüğünü anlattı: “Bu işin hem işçisi hem mimarı olduk ve aslında ayı kırpıp hepimizi yıldız yaptık. Bazen de parlamayan yıldızlar olduk. O nedenle bir merkezimiz, bir başkanımız, bir yönetim kurulumuz yok.” Üstün sözlerine şöyle devam etti: “Biz anneannelerimizden, babaannelerimizden aldık o eli ama sonra kadın hareketinin yıllara dayanan, burada da o geçmişten gelen arkadaşlarımızın olduğu bir yürüyüşün içine başka bir örgütlenme, başka bir çalışma alanı, başka bir model geliştirme arayışı ile dahil olduk.”

İki gün boyunca Türkiye’nin çok farklı bölgelerinden kadınlar, Kadın Koalisyonu ile bir araya gelme, örgütlenme, izleme ve hayatı deneyimleme pratiklerini paylaştı. Kadın Koalisyonu’nun son yıllarda yoğun bir şekilde yaptığı belediye izleme çalışmasına dair bilgilendirme yapılan toplantıda aynı zamanda izleme yapan bileşenlerin de deneyimleri dinlendi. “Zor zamanda kadın olmak” çalışmasından uluslararası alanda neler yapıldığına dair gerek katılımcılar, gerek toplantıya gelemeyen bileşenler video ile aktarımda bulundu.

Üstün’ün “Şehirlerde geziyor, köylere gidiyor, orada arkadaşlarımızla bir araya geliyor, onlarla birlikte başka yerlerde buluşuyor, feminist politika yapmaya çalışıyor, örgütleniyorduk.” sözleriyle aktardığı örgütlenme çalışmalarına dair Kadın Koalisyonu’nun bileşenleri paylaşımda bulundu. Örgütlenme süreçlerinde şehirlerde gezip, köylere gittiklerini, orada diğer bileşenlerle buluşup feminist politika yapmaya çalıştıklarını anlatan kadınlar, kendi şehirlerindeki örgütlenme pratiklerine de değindi.

Eşit katılamadığımız bir yerel siyasette özgürlükten bahsedilemeyeceğine değinilen toplantıda aynı zamanda “50 kadın veya 250 kadın, ülkedeki tüm kadınları zaten nasıl temsil edebilir, hangimizin sesi tümüyle oraya varabilir, tabii ki eşit temsil olmalı ama esas meselemiz katılım olmalı yani hayatlarımızı, ortak alanlarımızı biz belirlemeliyiz, her birimiz.” sözleri ile katılıma dair çalışmalara da dikkat çekildi.

Kadınların toplumsal ve siyasal hayatta var olması için birlikte olduğuna vurgu yapan Kadın Koalisyonu bileşenleri “20.yılımızı kutlarken insan onurunu temel alan, hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik bir yönetim biçiminin tesis edilmesi için seferber olduğumuzu duyururuz!” dedi ve ekledi: “Sorunları yerinden tespit edeceğimiz, çözümünü yerelden, yerelin sakinleriyle birlikte üretebileceğimiz, farklı deneyimleri dikkate alan, hak ve özgürlüklerin yaşama geçtiği, adaletin herkes için erişilebilir olduğu ve tesis edildiği bir ortak yaşam kurmak istiyoruz!”

“Birbirimize sahip çıkıyoruz” oturumu ile sona eren toplantı dayanışma mesajları ile sona erdi.

danistay_istanbul_sozlesmesi_kadin_koalisyonu
Haber,

28 Nisan’da Danıştay’dayız: İstanbul Sözleşmesi’ni Geri Alacağız

Kadın Koalisyonu olarak, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Anayasa’ya aykırı olduğunu ısrarla söyledik.

Ülkenin tüm önde gelen akademisyenleri, Anayasa hukukçuları çekilme kararının hukuksuzluğunu vurguladılar.

Danıştay savcıları da iddialarımızı haklı görerek Sözleşme’den çekilme kararının Anayasaya aykırı olduğu yönünde görüş bildirdiler.

Şimdi sıra Danıştay’da.

28 Nisan 2022 tarihinde yapılacak duruşmada, bu hukuksuzluğu bir kez daha mahkeme önünde ileri süreceğiz. Mahkeme’nin bu haklı davayı kabul ederek Sözleşme lehine karar vermesini bekliyoruz.

Haklarımıza sahip çıkıyoruz ve Sözleşme’nin yeniden uygulanması için mücadelemize durmaksızın devam edeceğimizi tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

28 Nisan 2022 tarihinde Danıştay’dayız. İstanbul Sözleşmesi yaşasın, İstanbul Sözleşmesi yaşatsın diye. #İstanbulSözleşmesiBizim #Vazgeçmiyoruz

atolye_bulteni_kadin_koalisyonu
Haber, Kamuya Müdahale,

Belediyeleri daha iyi izlemek için atölyeler düzenliyoruz!

Kadın Koalisyonu olarak belediyelerin politika ve hizmetlerini toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısı ile izlemeye devam ederken, bunu daha iyi ve verimli bir şekilde yapabilmek için koalisyon bileşenleri ile atölyeler düzenliyoruz!

Yoksulluğun derinleştiği, yoksunluğun yaygınlaştığı salgın döneminde bu izleme çalışmamızda katılım, erişilebilirlik ve kadınlara yönelik şiddet temalarına ve ortak kesen olarak yoksulluk ile kadın yoksulluğuna odaklanıyoruz. Bu kapsamda, bilgi ve deneyim paylaşımı yaptığımız, ortak akıl yürüttüğümüz atölye çalışmaları yapıyoruz.

Bugüne kadar düzenlediğimiz atölyelerde yoksulluk, göç, kadınlara yönelik şiddet, bakım hizmetleri, erişilebilirlik, cinsel sağlık/kadın sağlığı, sağlıklı gıda ve çevreye erişim, belediyecilik deneyimleri ile katılım ve izleme çalışması metodolojisi üzerine tartışmalar yürüttük.

Belediye politika ve hizmetlerinin toplumsal cinsiyet perspektifiyle izlenmesine dair fikir edinmek için sizleri atölyelerin öne çıkan kısımlarından derlediğimiz Atölye Bülteni Ocak – Şubat 2022’yi okumaya davet ediyoruz!

Bülteni okumak için tıklayın.

koalisyon-banner
Haber,

Korkmuyoruz, Susmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!

Dünyanın her yerinde, otoriter yönetimler kadınların sesini kısmaya, onları evlerine kapatmaya çalışıyor!

Türkiye’de de olağanüstü hali olağanlaştıran baskı yöntemleri işbaşında. Daha önce, Terörle Mücadele Kanunu’nun her türlü anti-demokratik ve keyfi uygulamanın yolunu açtığını söylemiştik. Nitekim, bu uygulamaların son örneğini bugün yaşıyoruz.

Diyarbakır’da 24 kadın arkadaşımız, kadınlara karşı şiddetin protesto edildiği 25 Kasım’da yaptıkları etkinlikler nedeniyle gözaltına alındılar.

Kadınları susturamayacaksınız!

Sizin operasyonlarınız varsa, bizim de dayanışmamız var!

Birbirimizden de mücadelemizden de vazgeçmiyoruz!

Arkadaşlarımızın yanındayız!

Kadın Koalisyonu

aksu_bora_birikim_koalisyon
Haber,

8 Mart: Hikâyeyi Yeniden Yazmak

Aksu Bora tarafından kaleme alınan bu yazı, ilk olarak 1 Mart 2022 tarihinde birikimdergisi.com‘da yayınlanmıştır.

8 Mart yaklaşırken ve feminizmin öznesine dair tartışma hararetlenirken, Kadın Koalisyonu bir açıklama yayınladı: “Ülkedeki tüm sorunların muhatabı olan kadınların çözümün de parçası olduklarını görmek zorundasınız!”

Açıklamanın muhatabı, kurumsal siyasetti. Kamuoyu önünde yapılmıştı, “herkesin içinde” yani; ama muhatabı “herkes” değil, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasal partilerdi.

Kurumsal siyasetle ilişkimiz hep sıkıntılı oldu, kendisini siyasetin tek alanı ve tek biçimi sanması sebebiyle, kadınlara varlık alanı tanımamasıyla, temsil ilişkisini olduğundan da karmaşık hale getirmesiyle. Siyasetin daha renkli ve çekişmeli olduğu zamanda öyleydi, şimdi, bu tatsız ve renksiz zamanda da.

Bir de tabii feminist mücadeleyi bir tür sivil toplum hareketi gibi düşünme alışkanlığı var; kısmen doğru ama tam da değil. Kısmen doğru, çünkü “biz kadınlar, cins olarak eziliyor ve sömürülüyoruz.” Ezilmekten kaynaklanan ortaklığımız, ortak itirazlarımız, ortak çıkarlarımız var. Tam da Koalisyonun söylediği gibi: “Anayasa’dan Türk Ceza Kanunu’na, Medeni Kanun’dan Şiddetle Mücadele Kanuna, Eşitlik Komisyonlarından Ombud’a, cinsiyet eşitliğine yönelik bütün yasal düzenlemelerde, sözleşmelerde, mekanizmalarda, bizim mücadelemiz ve emeğimiz var. Bu kazanımlarımızı boşa çıkaracak, geriye götürecek, içini boşaltacak, haklarımızı gasp edecek müdahalelerinize karşı ne bu mücadeleden vazgeçeriz ne de emeğimizi hiçe saymanıza izin veririz!

Bu, işte o ortaklıktan, ezilmenin bilgisinden ve mücadele tecrübesinden gelen bir itiraz: Kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Ama iş, orada bitmiyor. “Kısmen” dediğim yer de bu. Feminist politika, bir çıkar hareketinden ibaret değil. O sebeple zaten, “feminizmin öznesi kimdir” sorusunun, yani aslında, feminizmin kimin çıkarlarını koruyacağı sorusunun başımıza bela olduğunu düşünüyorum. Feminizm, iktidarın temel eksenlerinden birini, cinsiyet ilişkilerini değiştirmeye niyet etmesiyle, bir grubun ya da bir cinsiyetin iradesinden (yahut çıkarlarından) çok daha fazlasını kapsayan bir politikadır. Feminizmi kadın hakları hareketinden fazlası yapan şey, budur. bell hooks’un dediği gibi: Feminizm, herkes içindir! (Feminizm Herkes İçindir)

Işıl Kurnaz’ın geçen hafta yazdığı Dünyayı Onarmak başlıklı yazısında (Dünyayı Onarmak) dediği gibi: Adalet, bir hukuk tasavvuru değildir, hukukun sınavıdır. O yazıda, “adalet duygusu”ndan söz ediliyor, bana kalırsa burada işaret edilen, adaletin ütopik içeriğidir. Başka bir ortaklık, başka bir ufuk. Cinsiyet eşitliği de hukukun ve kurumsal siyasetin sınırlarını aşan bir hedeftir: “Dünyada iki tür insan vardır, kadınlar ve erkekler” hikâyesine yaslanan patriyarkayı yıkmadan ulaşılamayacak bir hedef.

Hukuktan vazgeçemeyeceğimiz gibi, kurumsal siyasetten de vazgeçemeyiz; hukukla yetinemeyeceğimiz gibi, çıkarlarımızı kollamakla da yetinemeyiz. Hikâyeyi yeniden yazmamız gerekir.

Kadın Koalisyonunun yirmi yılı aşkın tarihinde, işte bu yeniden yazım işinin yollarını bulmaya çalıştık. Yaşadığımız yerle ilgili kararlarda daha fazla söz sahibi olmak amacıyla işe koyulmuştuk, yerel siyasette ve yerel yönetimlerde daha fazla kadın temsili diyerek başladık. Temsilin yetmediğini gördük, farklı katılım mekanizmaları yaratmak için uğraştık. Yani bir yandan var olan siyasetin sınırlarını zorlarken bir yandan ufkumuzu onunla sınırlamadık. Zaten bunu yapamazdık, hangi kadınlar bizi temsil edecekti ki? Belediye otobüslerinin güzergâhından yerel Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi’nin (ŞÖNİM) çalışmalarına, kadınların üretim kooperatiflerinin desteklenmesinden kadın belediye başkanları arasında düzenli bir iletişim ağı kurulmasına kadar pek çok şeyle uğraştık.

Bütün bu çabadan öğrendiğimiz, hikâyeyi yeniden yazacaksak, bütün kelimeleri elden geçirmemiz gerektiğiydi. Ütopya ne soyut bir fikirdi ne de belirsiz bir gelecekteydi. Tersine, gün be gün ördüğümüz ağlarda, dayanışma ilişkilerinde, kendimizi ve yapıp ettiklerimizi durmadan sınamamızı sağlayan karşılaşmalardaydı.

Işıl Kurnaz bahsettiğim yazıda diyor ki, “Sınır bilgisi, her zaman nasıl sınırlandırıldığımız ve oradan nasıl çıkabileceğimize dair değil tabii. Çoğu zaman, başkalarıyla karşılaşma noktası olarak kurulan bir sınır olarak da çiziliyor. Muhakkak o sınırda durmak, o sınırı dışlayıcı bir engele çevirmek gerekmiyor. O karşılaşma anının kendisinden, o sınır bilgisinden, yepyeni bir dünyaya ve ufka atlamanın, o sınır çizgisini geçebilmenin imkanını da sunuyor.” Sınırlar, hepimizin bildiği gibi, iktidar(lar) tarafından çizilen şeylerdir. Her şeyi yerli yerine koyma, orada tutma imkânı verir. İçinde yaşamaktan kurtulmak istediğimiz hikâyenin her bir kelimesini elden geçirip onu yeniden yazarken, sınır bilgimizi öylece bırakabilir miyiz?

Koalisyon, siyasal iktidara aday olan partilere sorduğu soruların peşini bırakmayacak. O soruların her birinin arkasında yıllardır Türkiye’nin dört bir köşesinde yaptığımız çalışma, kurduğumuz ağlar, karşılaşmalar var. Emeğimizi hiçe saymalarına izin vermeyeceğiz.

Bir yandan da, bize dayatılan hikâyenin sınırlarını zorlamaya, onu aşmaya, yeniden yazmaya devam edeceğiz. Dünyayı onaracaksak, buna cesaret etmek zorundayız.