site-gorsel-boyutu-750x400
Haber,

Önce şunu unutmayın: İstanbul Sözleşmesi, bizimdir!

Önce şunu unutmayın: İstanbul Sözleşmesi, bizimdir!

Yani, kadınların, LGBTİ+ların.

Bu sözleşmeyi biz var ettik, her cümlesi bizim eserimizdir. Siz sözleşmeyi imzalamakla övünürken de bu böyleydi, şimdi, sözleşmeden vazgeçtiğinizi söylerken de.

Talep etmedik, devlete, hükümete, sorumlulara yetkililere vazifelerini hatırlattık. Sadece şiddetsiz bir dünya istemedik, nasıl kurulacağını da gösterdik. İstanbul Sözleşmesi kadınların şiddeti durdurmaya dair ortak sözü, şiddeti durdurmanın yol haritasıdır. 

Devletlere, hükümetlere, resmi taraflara şiddeti durdurmak, eşitliği sağlamak için yükümlülüklerini söyler. 

Sadece kadınlara, LGBTİ+lara yönelik değil, eşitsiz konumdaki herkese yönelik şiddeti durdurmanın yolunu yöntemini tüm açıklığıyla gösterir.

Bu sebeple, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmemek yalnızca kadınlar ve LGBTİ+lar için değil, herkes için umuttur.

Bu mücadele herkesin olmak zorundadır. 

İnsan hakları değerlerinden uzaklaşmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğine mesafe koymak sadece Türkiye için değil, tüm dünya için tehdittir. Bu değerlerin yerini otoriterliğin almasına izin vermek ve sessiz kalmak dünyada kimsenin güvende olmaması demektir.

Biz kadın örgütleri, LGBTİ+ örgütleri ve feministler, haklarımız için ve şiddete karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.

İnsan hakları değerlerine sahip olduğunu, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunduğunu iddia eden hiçbir kurum, yapı, kişi, sessiz kalarak, topu başkasına atarak, tek bir grubun bile ayrımcılığa maruz bırakılmasına göz yumarak bu iddiayı sürdüremez. 

Bu nedenle güce teslim olmadan, insan hakları değerlerinden taviz vermeden, toplumsal cinsiyet eşitliğinden asla vazgeçmeden hepimiz için eşit, şiddetsiz bir dünya için birlikte yürümeliyiz.

Sözleşmeden ‘resmi’ olarak çekilince biz de çekilecek değiliz. Dün ülkenin her yerinden kadınların yükselen sesi de tam bunu söylüyordu: İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz. Nasıl ki bugüne kadar hayatımız, varlığımız için direndik, inatla “buradayız” dedik, bundan sonra da devam edeceğiz. Hayatın her alanında ve her yerde. 

Koalisyon olarak yıllardır yerel siyaset alanında mücadele veriyoruz. Yirmi yıldır. Bu deneyim ve birikimle, belediyelerde Sözleşme’nin hükümlerinin uygulanması için mücadele edeceğiz. Kadın Koalisyonu olarak Sözleşmeyi uygulayacaklarına dair bir çok belediyeden aldığımız taahhüdün takipçisi olacağız. Hem takipçi olacağız, hem Sözleşme hükümlerini uygulayacak belediye sayısını artırmak, dünyadaki örnekleriyle buluşturmak, yaşadığımız yerlerde şiddeti ortadan kaldırmak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ulusal mekanizmaları zorlamaya devam edecek, Sözleşme’nin yaşayacağı mecraları genişleteceğiz.

İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar imzalayacak ve doğru düzgün uygulayacak bir siyasi irade oluşana kadar durmayacağız.

Kadın Koalisyonu
02.07.2021

Onur Yürüyüşüne Sahip Çıkıyoruz; Polis Şiddetine Karşı Birlikte Direniyoruz!
Haber, Kamuya Müdahale,

Onur Yürüyüşüne Sahip Çıkıyoruz; Polis Şiddetine Karşı Birlikte Direniyoruz!

26 Haziran 2021 tarihinde Taksim’de 19. Onur Yürüyüşü için bir araya gelen LGBTİ+’lara  karşı gerçekleştirilen polis şiddeti asla kabul edilemez. Polis, hak savunuculuğuna yönelik, artık sıradanlaşan nefretini yine  LGBTİ+’lara yöneltti. Saldırı sırasında birçok LGBTİ+ darp edildi; otuzu aşkın eylemci gözaltına alındı.

Bizler, Kadın Koalisyonu olarak, eylemcilerin anayasal haklarını kullanarak gerçekleştirmek istedikleri Onur Yürüyüşü’nün polis şiddetiyle engellenmeye çalışılmasının, yürüyüşe katılan LGBTİ+’ların darp edilmesinin ve gözaltına alınmasının  daha da otoriterleşmek  için   LGBTİ+’ları hedef alan  muhafazakâr, heteronormatif erkek iktidarın politikalarının sonucu olduğunu biliyoruz. Bu erkeklik, kadınları ve LGBTİ+’ları hak öznesi ve eşit yurttaş olarak tanımıyor; kadın düşmanlığını, homofobi ve transfobiyi devlet politikası olarak yürütüyor. 

LGBTİ+’ların devletin en üst kademeleri tarafından sürekli  hedef gösterilmesinin sonucu olan  polis şiddetinin gözler önüne serdiği gibi Türkiye’de LGBTİ+’ların ifade özgürlükleri engelleniyor, gösteri ve yürüyüş yapma hakları ellerinden alınıyor; insan hakları  ihlal ediliyor,  eşit muamele görme hakları tanınmıyor. Muhafazakâr ve otoriter bir zihniyetle gökkuşağının renkleri dahi yasaklanarak LGBTİ+’lar yok sayılmaya ve görünmezleştirilmeye çalışılıyor. Bütün bu uygulamalar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilgili maddelerinin ve ulusal ve uluslararası bütün temel hukuk ilkelerinin ve normlarının inkâr edildiği  anlamına geliyor. 

İstanbul Sözleşmesi’nden resmen ayrılma tarihine günler kala 19. Onur Yürüyüşü’ne yönelik polis şiddeti, siyasal iktidarın otoriterliğinin ve despot erkek yönetiminin hak savunuculuğuna son verme amacının bir temsili. Ne bu otoriter zihniyet ne de ortaya koyduğu şiddet kadınlar ve LGBTİ+’lar için engel teşkil edebilir. 

Cinselliğimiz ve cinsiyet kimliğimiz de dahil olmak üzere tüm renklerimizle haklarımızın korunduğu, özgürce ve eşit bir şekilde  yaşadığımız bir ülke olana kadar mücadelemiz devam edecek.  

Buradayız, alışın, gitmiyoruz!
LGBTİ+ hakları insan haklarıdır

#sokakbizim
#lubunyasokakta
#pride2021
#YasakNeAyol
#NefreteİnatYaşasınHayat

koalisyon-genel-gorsel-770x329
Haber,

İstanbul Sözleşmesi kadınların ve LGBTİ+’ların insan hakları için bir güvencedir! 
İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi kadına şiddete karşı sıfır toleransa odaklanmış bir insan hakları aracıdır. Kendi
alanında sadece Avrupa değil, dünya genelinde “altın standart” olarak gösterilir. Sözleşme, kadına
şiddet ve ev içi şiddeti bir insan hakkı sorunu olarak ele alır. Şiddetin sebebi olarak eşitsizliği görür.

Şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, sözleşmenin temel taşlarını oluşturması açısından çok
önemli bir güvencedir. Ev içi (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik) şiddet, çocuğun erken evlilik
adı altında cinsel ve her türlü istismarı, zorla evlendirilme, cinsel taciz, cinsel şiddet, taciz amaçlı
takip, kürtaja zorlama, kürtajı yasaklama ve kısırlaştırmaya zorlama gibi olguları suç olarak
düzenleyerek cezalandırılmasını öngörmesi sebebiyle Türkiye’de kadının insan hakları açısından
temel ve en büyük güvencedir.

Sözleşme kadına şiddetin ortadan kaldırılmasına odaklansa da, taraf devletleri sözleşmeyi cinsiyet,
ırk, cinsel yönelim ve yaşa dayalı şiddet ve ayrımcılık durumlarında uygulamaya da teşvik etmektedir.
Sözleşme bugün itibariyle tüm Avrupa Birliği (AB) üye devletleri tarafından imzalanmış ve bunlardan
21’i tarafından onaylanmıştır*. AB, Sözleşme’yi 13 Haziran 2017’de imzalamıştır. Sözleşme’nin tüm AB
üye ülkeleri için onaylanması ve uygulanması için çalışmalar devam etmektedir**.

Bir insan hakları ihlali olan kadına şiddet ve ev içi şiddetle mücadele için bütün kurum, kuruluş ve
başta TBMM ve ülkeyi yönetenler İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamakla yükümlüdürler. İstanbul
Sözleşmesi kadın ve LGBTİ+’ların insan hakları için bir güvencedir. Sözleşme’den çekilmeye sebep
olarak LGBTİ+’ları öne sürmek ve hedef göstermek kabul edilemez. Nefret söylemi, cinsiyet ve cinsel
yönelim temelli ayrımcılık durdurulmalıdır. Anayasamızın açık hükümleri göz ardı edilmemeli, Anayasa
ihlal edilmemeli ve her ne kadar 20 Mart 2021 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış olsa da YOK
HÜKMÜNDE olan karar acilen geri çekilmelidir.

Adını kendi şehrinden alan, ilk imzacısı olduğu, amacı kadınları şiddetten korumak olan temel bir insan
hakları sözleşmesinden hem de iç hukuka ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde çekilmenin ne
dünyada ne de Avrupa Konseyi’ne üye devletler nezdinde başkaca herhangi bir örneği vardır.
Küresel, bölgesel ve yerel tüm kadın örgütlerini, feministleri, kadının insan hakları ve insan hakları
alanındaki tüm destekçileri kadının insan haklarını korumaya, dayanışmaya ve İstanbul Sözleşmesi
vesilesiyle kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını her mecrada, coğrafyada savunmak ve korumak
amacıyla dayanışmaya davet ediyoruz.

  • Sosyal medya hesaplarımızdan söylemlerimize destek olabilir, facebook, twitter, instagramda bizi takip edebilirsiniz: @kadinkoalisyonu, YouTube, Kadın Koalisyonu Aynı #hashtag’i paylaşabilir sesimizi birlikte duyurabiliriz: #IstanbulSozlesmesiYasatir #IstanbulSozlemesiBizim
  • Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin her türlü önleyici tedbiri desteklemek üzere ilgili resmi makamlara, sivil toplum kuruluşlarına ve Türkiye’de ve Dünya’da herkese kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele için yükümlülüklerini hatırlatmak üzere çağrı yapabilirsiniz.

Hepinizi dayanışma ağımızı elbirliği ile İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyerek genişletmek ve güçlendirmek üzere bu süreçten birlikte güçlenerek çıkmaya davet ediyoruz.

* Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Kıbrıs, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovenya, İspanya ve İsveç.

** İstanbul Sözleşmesi’nin bunu yapmayan altı AB üye ülkesi tarafından onaylanması gerekmektedir (Bulgaristan, Çekya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Slovakya).

koalisyon 8 Mart açıklama
Haber,

The Istanbul Convention is a guarantee for women’s and LGBTI+ human rights. The Istanbul Convention Saves Lives!

The Istanbul Convention, which is the internationally agreed zero-tolerance norm for violence against women and gender-based violence, is a human rights guarantee. Within the scope of its field, it is the international benchmark and “gold standard” for legislation and policy not only in Europe but worldwide as well. It is the first legally binding international instrument on preventing and combating all forms of violence against women and girls at international level. It establishes a comprehensive framework of legal and policy measures for preventing such violence, supporting victims and punishing perpetrators.

The convention addresses violence against women and domestic violence as a human right issue The Istanbul Convention is the most fundamental and the solemn guarantee in terms of women’s human rights due to the fact that it regulates and retributes cases of domestic (physical, sexual, psychological or economic) violence, female genital mutilation, forced marriage, sexual harassment, sexual violence, stalking, forced abortion and forced sterilization as criminal acts. 

Although the convention focuses on the elimination of violence against women, the Convention encourages state parties to implement the convention in cases of gender, race, sexual orientation and age-based violence and discrimination. As of today, the convention has been signed by all European Union (EU) member states and ratified by 21 of them.* The EU has signed the Convention on June 13, 2017. There are ongoing efforts to ratify and implement the convention for all the EU member states.**

In order to combat violence against women and domestic violence, all institutions, organizations and notably Turkish Grand National Assembly (TBMM) and those who govern the country are obliged to implement the Istanbul Convention. The Istanbul Convention is a guarantee for women’s and LGBTI+ human rights. The government must cease their targeting against LGBTI+ communities to excuse their withdrawal from the Convention and the government officials must stop the hate speech, gender and sexual orientation-based discrimination. Clear provisions of the Constitution of Turkey must not be ignored and violated. Despite the decision being published in the Official Gazette on 20 March 2021, it is technically null and void and should be urgently withdrawn.

There is no other example, neither in the world nor in the Council of Europe, of withdrawing from a fundamental human rights convention which takes its name from the city where it was drafted and first signed and whose aim is to protect women against violence, in a manner that is both contrary to domestic and international law.

We invite all global, regional, and local women’s organizations, feminists, women and LGBTI+ rights defenders, – to protect gender-based rights, and be in solidarity with the aim of defending and protecting women’s right to live free from all forms of violence, on every platform, geography with regards to the Istanbul Convention.

  • You can support our statements from our social media accounts by following fb, twitter, instagram accounts @kadinkoalisyonu, youtube, Kadın Koalisyonu

And share the hashtag: #IstanbulSozlesmesiYasatir #IstanbulSozlemesiBizim

  • You can call on your governments to show their support for every preventive measure in regards to Turkey’s withdrawal from the Istanbul Convention and remind Turkey its obligations to combat all forms of violence against women.

We invite you all to strengthen and expand our solidarity by saying that 

Istanbul Convention Saves Lives.

* Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Kıbrıs, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovenya, İspanya ve İsveç.

** İstanbul Sözleşmesi’nin bunu yapmayan altı AB üye ülkesi tarafından onaylanması gerekmektedir (Bulgaristan, Çekya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Slovakya).

kk logo
Haber,

Sayın Milletvekili sizi göreve çağırıyoruz!

Ülke tarihinde ilk defa, hem de “imza törenine ev sahipliği yapmak ve ilk imzacısı olmakla gurur duyulduğu” açıklanan bir insan hakları sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’nin oybirliği ile kabul ettiği onaylama kanunu yok sayılarak “feshedildiği” Resmi Gazete’de ilan edilmiştir. 

TBMM’nin yasama yetkisi gaspı anlamına gelecek şekilde Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılan bu düzenleme ile uluslararası nitelikteki bir sözleşmenin feshi söz konusu olamayacağı gibi, sözleşmeden çekilme yönündeki bu karar, Anayasa ile bölgesel ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırıdır. 

Karar, Anayasa’nın başlangıç ilkelerine, değiştirilemez hükümlerine ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerine aykırı olduğu gibi, Anayasa’nın 14. maddesinde belirtildiği gibi, devletin yetkisini açıkça kötüye kullanımı anlamına gelmektedir.   

Yasal güvencelerimize dokunulmaya çalışılsa da, biz kadınlar hayatlarımız ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz. Temel insan haklarımız evrensel, dokunulmaz, devredilmezdir. Bizler haklarımıza sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. 

Anayasal bir hukuk devleti çerçevesinde şiddetten arındırılmış bir ülke yaratmak için sizi göreve davet ediyoruz/çağırıyoruz. Yetkilerinizi kullanarak, ülkede yaşayan kadınların ve  çocukların güvenli ve şiddetsiz yaşam hakkını savunmanızı ve temsil ettiğiniz irademizle  İstanbul Sözleşmesi’nin varlığının ve hukuki güvencesinin sürmesi için  TBMM nin ve imzanızın saygınlığına sahip çıkmanızı istiyoruz.  

Hepimizin Anayasal haklarına sahip çıkarak , kadın cinayetlerini, tecavüzleri, şiddete uğrayan kadın ve çocukların geleceğini  yok sayan anlayışın/zihniyetin  karşısında   “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” sözünü hayata geçirin.

Saygılarımızla,
Kadın Koalisyonu 

koalisyon-genel-gorsel-770x329
Haber,

The Istanbul Convention is a guarantee for women’s and LGBTI+’s human rights. The Istanbul Convention Saves Lives!

The Istanbul Convention, which is the internationally agreed zero-tolerance norm for violence against women and gender-based violence, is a human rights guarantee. The Convention is the international benchmark and “gold standard” for legislation and policy not only in Europe but also worldwide. It addresses violence against women and domestic violence as a human rights issue and is the first legally binding international instrument on preventing and combating all forms of violence against women and girls at international level.  Although the Convention focuses on the elimination of violence against women first and foremost, it also encourages state parties to implement the Convention in cases of gender, gender identity, race, sexual orientation and age-based violence and discrimination. As of today, the Convention has been signed by all European Union (EU) member states and ratified by 21 of them*. The EU has signed the Convention on June 13, 2017. There are ongoing efforts to ratify and implement the convention in all the EU member states**.

The Istanbul Convention is the most fundamental and the solemn guarantee in terms of women’s human rights due to the fact that it regulates and retributes cases of domestic (physical, sexual, psychological or economic) violence. According to the Article 90 of the Turkish Constitution, the Istanbul Convention, as an international human rights convention, is qualified as a law under the domestic law.  No appeal to the Constitutional Court shall be made with regard to the Convention, on the grounds that it is unconstitutional. In the case of a conflict between international agreements, duly put into effect, concerning fundamental rights and freedoms and the laws due to differences in provisions on the same matter, the provisions of international agreements shall prevail. 

We know that some governments have a tendency to interpret the Convention in line with their own ideologies, through reservations or declarations in the process of signature or ratification. However, it is unacceptable for Turkey refer to Poland’s stance, and other hesitant countries to legitimize its withdrawal from the convention. In order to prevent the violation of basic principles of the EU such as the rule of law, sanctions can be put in place for EU member states. However, this is not the case for Turkey. 

In order to combat all forms of violence against women and domestic violence, the Government and notably the Turkish Grand National Assembly are obliged to implement the Istanbul Convention. The Istanbul Convention is a guarantee for women’s and LGBTI+’s human rights. The government must cease their targeting against LGBTI+ communities to excuse their withdrawal from the Convention and the government officials must stop the hate speech, gender and sexual orientation-based discrimination The clear provisions of the Constitution of Turkey must not be ignored and violated. Despite the Presidency degree published in the Official Gazette on 20 March 2021, withdraw from the Convention is null and void under the Turkish Constitution and should be recalled imminently.[1]  

The decision to withdraw from the Istanbul Convention is manifestly contrary to the domestic law as well as international law in accordance with Vienna Convention’s Article 46. There is no other example, neither in the world nor in the Council of Europe, of withdrawing from a fundamental human rights convention which takes its name from the city where it was drafted and first signed, in a manner that is manifestly contrary to domestic and international law. As stated in the Statute of the Council of Europe, Article 1, one of the main aims of the Council is to maintain and realize human rights and fundamental freedoms. Withdrawal from the Istanbul Convention which is one of the most basic human rights conventions of the Council of Europe, which aims to eliminate gender-based violence and maintain gender equality, is in clear contradiction to the Statute of the Council of Europe, itself.

We call all the members of the Council of Europe and State Parties of the Istanbul Convention for immediate action under the Vienna Convention on the Law of Treaties, namely under the Article 57, 58 and 59. We emphasize that the Presidential Executive Order to withdraw from the Istanbul Convention is manifestly unlawful under both domestic as well as international law. Therefore, we call upon all authorities to stop Turkey to withdraw from the Convention by putting all legal and political measures into force. 

* (Austria, Belgium, Croatia, Cyprus, Denmark, Estonia, Finland, France, Germany, Greece, Ireland, Italy, Luxembourg, Malta, Netherlands, Poland, Portugal, Romania, Slovenia, Spain and Sweden).

** The Istanbul Convention needs to be ratified by six EU member states that do not do this (Bulgaria, Czechia, Hungary, Latvia, Lithuania, Slovakia).

koalisyon-genel-gorsel-770x329
Haber,

Devlet kadına şiddetsiz yaşam hakkını tanımadı!

Kadın cinayeti olmadan, şiddete maruz kalmadan geçirdiğimiz tek bir gün bile yok! Bu cinayetleri ve şiddeti önlemek, katilleri cezasız bırakmamak için çaba gösterilmesini beklerken, bu gece Resmi Gazetede yayınlanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadınların hayatına bir karabasan gibi indi. İktidar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile kadınları her türlü şiddete karşı korumaktan vazgeçtiğini ilan etti. Bu çekilme ilanının kadın katillerini, tacizcileri, tecavüzcüleri daha da cesaretlendireceği açıktır.  

Ülke tarihinde ilk defa hem de “imza törenine ev sahipliği yapmaktan ve ilk imzacısı olmaktan gurur duyulduğu” açıklanan bir insan hakları sözleşmesinden imza çekilmiştir. Bu çekilme kararı Anayasa’ya ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırıdır. Karar, Anayasa’nın başlangıç ilkelerinin, değiştirilemez hükümlerinin ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerin ihlalidir. Anayasa’nın 14. Maddesine göre, insan haklarına aykırı faaliyetlerde bulunmak devletin yetkisini açıkça kötüye kullanımıdır.

Yasal güvencelerimize dokunsanız da biz kadınlar hayatlarımız ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz. Kadınlar olarak dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz.

Şiddetsiz bir dünya mümkün! İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi reddediyoruz!

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır, İstanbul Sözleşmesini Yaşatacağız!

koalisyon-genel-gorsel-770x329
English, Haber,

The state does not recognize women’s right to life without violence!

There is no single day that women are murdered; no single day that we are not subjected to violence! While we have been expecting the state to take steps for preventing these murders and violence and punishing the murderers the decision to withdraw from İstanbul Convention, published in the Official Gazette in midnight on March 19, 2021 torments our lives. By its decision to withdraw from the İstanbul Convention Turkey’s state government announces that it is giving up to protect women from all forms of violence. It is clear that this decision will further encourage the murderers of women, harassers, rapers.  

For the first time in Turkey’s history the state withdraws its signature from a human rights convention. What is more frustrating is that the state authorities had announced that  convention is the one that “they were proud of hosting the signature ceremony and being its first signatory”. This decision of withdrawal violates both the Constitution and the international law of human rights. The decision is a violation of the preliminary principles of the Constitution, its irrevocable provisions and the regulations regarding basic rights and liberties. According to Article 14 of the Constitution practices against human rights is the clear abuse of state authority.

Regardless of your interruption to our legal guarantees, we will continue to struggle for our lives and for a world free of violence. We will not give up our basic, unviolable, inalienable, and indispensable rights and liberties.

A world free of violence is possible! We reject withdrawing from the İstanbul Convention! 

İstanbul Convention Upholds Life, We Will Uphold İstanbul Convention!