Browsing Category

Ortak Eylem

Ortak Eylem,

Soruşturma İşlemleri Safhasında Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara ilinde gerçekleştirilmek üzere ilan edilen “Barış Mitingi”nin toplanma alanı olan Ankara gar önünde saat 09.40 sıralarında henüz kortejler oluşturulurken ardıl patlamalar meydana gelmiştir. Patlama iki ayrı noktada, dar alanda çok sayıda ölümlere neden olduğu için, iki ayrı canlı bomba tarafından gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Bu durum görgü tanıklarının anlatımları, olay yerinde görülen fiziksel bulgularla doğrulamaktadır. 10.10.2015 tutanak tarih ve 16:00 saati itibarıyla, tarafımıza ulaşan bilgiler gereği 86 kişi yaşamını yitirmiştir. Çok sayıda yaralı halen hastanede tedavi altındadır. Olay yerine ulaşan bir grup avukat olarak soruşturmanın ilk aşamasına ilişkin tespit ettiğimiz hukuka aykırılıkları aşağıda değerlendirilmektedir. Bilindiği üzere hukuk dışı, yargısız infaz gibi şüpheli ölümlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca uyulması gereken asgari prensipler Minnesota Protokolü’nde düzenlenmektedir. Tespitler insan hakları hukukunun bu aracı da esas almak üzere aşağıda ifade edilmektedir. Bombalama eyleminin soruşturulması derhal, tarafsız ve etkili nitelikte olmak zorundadır. Olay yerine gelindiğinde, hiçbir surette patlamaların gerçekleştiği yer koruma altına alınmamış, olay yeri inceleme ekipleri ve Savcı olay yerine henüz intikal etmemiş, olay yerinde bulunan halkın güvenliğine dair hiçbir önlem alınmadığı görülmüştür. Patlamaların gerçekleşmesinden yaklaşık 1.5 saat sonra Olay Yeri İnceleme ekipleri gelmiş ancak henüz Savcı gelmediği için işlemlere başlanmamıştır. Patlamanın gerçekleşmesinden 2.5 saat sonra Başsavcı vekili olay yerine gelmiş ve başka savcıların görevlendirileceğini ifade etmiştir. Olay yeri inceleme işlemleri sırasında delillerin kaybolmasının önlenmesi, derinlemesine soruşturma yürütülmesinin güvence altına alınması amacıyla hazır bulunmak isteyen avukatlar olay yerinden uzaklaştırılmış ve sadece 3 avukatın hazır olmasına izin verilmiştir. Olay yeri inceleme devam ederken dahi güvenlik önlemleri sadece avukatlar ve yakınları aleyhine alınmıştır.

Ortak Eylem,

Barış İçin Kadın ve LGBTİ Örgütleri Ortak Deklarasyonu

HERKESE SESLENİYORUZ! Biz bu ülkenin kadınları, barış istiyoruz. Savaşın, çatışmanın kıyıcılığını daha kaç kuşak yaşayacak? Telafisi olmayan bunca acıyla ne yapacağız? Seçime beş kala iktidarın “dondurduğunu” ilan etmesiyle çözüm süreci ortadan kalktı. Savaş dili eskisinden de beter biçimde geri döndü. Kanı yerde kalmayacak dedikleriniz, bizim çocuklarımız. Feda edebileceğinizi söyledikleriniz, bizim çocuklarımız, bizim yakınlarımız. Öldürdükleriniz, bizim çocuklarımız. Nasıl bir Meclis, nasıl bir ülke istediğimizi oylarımızla anlattık. İrademiz hiçe sayıldı. Bombalamalar, yangınlar, misillemeler sardı etrafımızı. Bir ayda onlarca insanımız öldü. Onların yasını tutmak yerine yeni kayıpların korkusunu duyurdunuz. Biz seçimimizi savaştan yana yapmadık. Yürürlükteki antidemokratik hukuka bile uymayan bir olağanüstü hal rejimine oy vermedik. Ne bombalara, ne misillemelere ne infazlara ne de sabotajlara ihtiyacımız var. Biz kadınlar, bir savaş ve çatışma ortamını kabul etmeyeceğimizi buradan ilan ediyoruz. Silahlı, silahsız tüm taraflara “artık bir durun” diyoruz. Haklı haksız tartışmasını bir kenara bırakarak, “o başladı, bu başladı” demeden DURUN! Öldürmeye değil, yaşatmaya çalışın! Biz kadınlar ölümün değil, yaşamın tarafındayız. Silahları susturun! Diyalog ve müzakereler başlasın! Demokratik çözüm yolları hayata geçirilsin! Ki barışa dair umudumuz, beklentimiz hayat bulabilsin. Barış için gerçek adımlar atılsın ki bu ülkenin çocuklarının bir geleceği olabilsin. Biz kadınlar barıştan asla vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir savaş çığırtkanlığına, kışkırtıcılığına prim vermeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki ayrımcılığın ortadan kalkması, adaletin tesis edilebilmesi hepimiz için eşit ve özgür bir yaşam ancak barış ortamında mümkündür. Biz, yok sayılmanın, yok edilmenin anlamını hayatlarımızdan, verdiğimiz mücadeleden iyi biliriz. Barış için ısrar edeceğiz. 1 Eylül 2015 Deklarasyonun İngilizcesi için tıklayınız (Click here for the English version, Klicken Sie hier für die deutsche version, haga clic aquí paraEspañol, cliquez ici pour le

Francais, Ortak Eylem,

Déclaration conjointe des organisations de femmes et LGBTI pour la paix en Turquie

Nous appelons tout le monde à nous rejoindre Nous, les femmes de ce pays, voulons la paix. Combien de générations devront encore subir les atrocités de la guerre et des conflits ? Qu’allons-nous faire de toute cette douleur et de toutes ces souffrances pour lesquelles il n’y a aucun dédommagement ? Juste avant les élections, le gouvernement a annoncé le « gel » des négociations avec le PKK, réduisant ainsi à néant le processus de paix dans toutes ses dimensions. Désormais, des propos hostiles ressurgissent, attisant les flammes du conflit dans un esprit de revanche plus marqué que jamais. Les personnes que vous dites vouloir venger sont nos enfants. Celles que vous êtes disposés à sacrifier, sont nos enfants, nos proches. Et celles que vous tuez sont aussi nos enfants. Par notre vote, nous vous avons dit quel parlement nous voulions et dans quel pays nous désirions vivre. Mais notre volonté a été ignorée. Au lieu de cela, nous vivons au milieu des bombardements, des incendies et sous la constante menace de représailles. Des dizaines de personnes ont été tuées en un seul mois. Nous ne pouvons même pas faire leur deuil  puisque, par vos actes et vos paroles, vous avez instillé en nous la peur de pertes encore plus nombreuses. Nous n’avons pas voté en faveur de la guerre. Nous n’avons pas voté pour un régime en perpétuel « état d’urgence » qui ne respecte même plus les lois en vigueur faisant respecter la démocratie. Nous n’avons aucunement besoin de bombes, de représailles, d’exécutions

Espanol, Ortak Eylem,

Declaración conjunta de organizaciones de mujeres y personas LGBTI por la paz en Turquía

CONVOCAMOS A TODAS Y A TODOS A SUMARSE A NOSOTRAS Nosotras, las mujeres de este país, deseamos la paz. ¿Cuántas generaciones más deben padecer las atrocidades de la guerra y los conflictos? ¿Qué vamos a hacer con todo este dolor y sufrimiento para los que no existe compensación posible? Apenas unos momentos antes de las elecciones, el gobierno anunció que había «congelado» las conversaciones con el Partido de los Trabajadores del Kurdistán (PKK), y con la intención y el propósito de destruir el proceso de paz. Y ahora regresa un discurso más antagónico que nunca, avivando las pasiones guerreras. Aquellas personas a las que ustedes dicen que vengarán, son nuestras hijas y nuestros hijos. Las que ustedes dicen que pueden sacrificar, son nuestras hijas y nuestros hijos, nuestros seres queridos. Y aquellas a quienes van a asesinar, son también hijas e hijos nuestros. Con nuestro voto les dijimos qué tipo de parlamento y qué tipo de país queríamos, pero ustedes hicieron caso omiso de nuestra voluntad: nos rodearon de bombardeos, fuego y venganza. En un solo mes, decenas de personas de nuestro pueblo han sido asesinadas. En lugar de llorar su muerte, con sus palabras y acciones ustedes nos han infundido temor a sufrir más pérdidas. No votamos a favor de la guerra. No votamos un régimen de «estado de emergencia» que ni siquiera cumple las leyes antidemocráticas vigentes. No necesitamos bombas, ni venganzas, ni ejecuciones, ni sabotajes. Por eso, las mujeres proclamamos que no aceptaremos un clima de guerra

Deutsch, Enternasyonel, Ortak Eylem,

Für Frieden Gemeinsame Deklaration Der Frauen und LGBTI Organisationen Wir Sprechen Alle An!

Wir, die Frauen dieses Landes wollen Frieden. Wie viele Generationen werden noch die Grausamkeiten des Krieges und bewaffneter Auseinandersetzungen erleben? Was werden wir mit so viel Schmerz tun, der nicht wiedergutzumachen ist? Indem das Regime kurz vor der Wahl ankündigte, der Lösungsprozess werde „eingefroren“, wurde dieser zum Verschwinden gebracht. Die Sprache des Krieges kehrte in noch schlimmerer Form als vorher zurück. Diejenigen, von denen ihr sagt, dass ihr Tod gerächt werden muss, sind unsere Kinder. Diejenigen, von denen ihr meint, sie könnten geopfert werden, sind unsere Kinder, unsere Nächsten. Diejenigen, die ihr umbringt, sind unsere Kinder. Was für ein Parlament und was für ein Land wir wollen, haben wir mit unseren Wahlstimmen erzählt. Unser Wille wurde zunichte gemacht. Bombardierungen, Brände und Vergeltungsaktionen kreisen uns ein. Innerhalb eines Monates sind Dutzende unserer Menschen gestorben. Statt um sie zu trauern, brachtet ihr uns dazu, Angst zu haben, dass wir weiterhin Menschen verlieren. Wir haben nicht den Krieg gewählt. Wir haben keine Stimme für ein Notstandsregime gegeben, das nicht einmal mit dem geltenden antidemokratischen Rechtssystem konform ist. Wir haben weder Bomben noch Vergeltung noch Exekutionen noch Sabotagen nötig. Wir Frauen kündigen von hier aus an, dass wir einen Zustand, in dem Krieg und bewaffnete Auseinandersetzungen vorherrschen, nicht akzeptieren werden. Wir sagen zu allen Parteien mit oder ohne Waffen: „Hört endlich auf“. Lasst die Diskussion darüber, wer Recht hat und wer Unrecht, und sagt nicht, „dieser oder jener hat angefangen“, sondern HÖRT AUF! Setzt euch dafür ein, nicht zu töten, sondern leben zu lassen!

Ortak Eylem,

EŞİTİZ’den tüm siyasetçilere, bilim ve sanat dünyasına, medyaya, hak örgütlerine ve Türkiye’ye çağrı

Biz kadınlar, Ocak 2013’te açıklanan çözüm sürecini kimimiz coşkuyla, kimimiz temkinli bir umutla, kimimiz yapıcı eleştirilerimizle, ama hepimiz destekledik. 7 Haziran 2015 seçimlerinde farklı siyasi partilere oy verdik. Oylarımızı, kişisel olarak değişik siyasi tonlar, yol ve yöntemler önerdiğimiz halde, temelde aynı dört talep için kullandık: Demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük. Türkiye siyaseti bize barış sözü vermişti. Ancak seçim sürecinde iktidarın “çözüm süreci bitti” sözlerinin ardından patlatılan şaibeli bombalar ile seçime ve barışa gölge düşürülmeye çalışıldı. Bizler oylarımızla seçimde bu girişime de cevap verdik; barış ve demokrasi irademizi ortaya koyduk. Oylarımızı, dışarıda ya da içeride herhangi bir savaş için vermedik. Yürürlükteki hukuki normlara bile uymayan bir olağanüstü hal rejimi, binlerce tutuklama, dört bir yanda patlayan bombalar için vermedik. Hangi taraf yaparsa yapsın, misillemeler, açık yargısız infazlar, yakılan ormanlar, yapılan sabotajlar için vermedik. Ne yazık ki, seçimin ertesinde ülkemiz bir yangın yerine döndü. Bir ay içinde 70’e yakın insanımız öldü. Biz bu oyunu daha önce izlemiş ve hiç sevmemiştik! Sadece ölümler, işkenceler, tecavüzler, katledilen doğa, yoksulluk içinde yaprak gibi oradan oraya savrulan onbinler, bu yangınla buharlaştırılan demokrasi, hukuk, hak ve özgürlüklerimiz için değil; aynı zamanda birlikte yaşadığımız bu coğrafyanın çalınmaya çalışılan geleceğini gördüğümüz için de sevmedik. Kadınlar olarak biliyoruz ki, savaşlar ve işgaller bir erkek icadıdır. Savaş denen bu erkek oyunu, tarih boyunca ve günümüzde dünyanın dört bir yerinde durmadan yeni katliamlar yaratmaktadır. Üstelik de sadece ve sadece, bir avuç erkeğin servetine servet katacağı, adını para koydukları, yine erkek icadı bir kağıt parçası için; bir avuç erkeğin egemenlik ve iktidar hırsları için…

Ortak Eylem,

ASPB Kadın Örgütlerini Uluslararası Siyasal Süreçlerden Dışlıyor

KAMUOYUNA SESLENİYORUZ AİLE ve SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI KADIN ÖRGÜTLERİNİ ULUSLARARASI SİYASAL SÜREÇLERDEN DIŞLIYOR Dünyada kadın-erkek eşitliği politikalarını oluşturmak için kurulmuş Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu (BM-KSK), bu sene, 1995 yılında Pekin’de toplanan Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nın 20inci yılı nedeniyle Pekin +20 başlığında büyük bir toplantı gerçekleştirecektir. 9-20 Mart 2015 tarihleri arasında yapılacak toplantıya, resmi heyetlerin yanısıra bütün dünyadan, yıllardır kadın-erkek eşitliği mücadelesi veren kadın örgütleri temsilcileri katılacaktır. Pekin’de gerçekleşen 4. Dünya Kadın Konferansı, Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ile birlikte çok önemli kararlar alınmış ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla 12 kritik alan üzerinden uluslararası taahhütler tanımlanmıştır. Bunların yanısıra, tarihsel olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm ana plan, program ve politikalara yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Pekin Dördüncü Dünya Kadın Konferansına Türkiye’den kadın örgütleri temsilcilerinin katılımı sağlanmıştır; 2000 yılında, BM Genel Kurulu’nun ilk 5 yıllık gözden geçirme özel oturumuna, önceki hükümet zamanında 13 kadın örgütü temsilcisi davet edilmiştir. O dönemdeki bakan, mücadelenin sahibi kadınlardır dolayısıyla onlar konuşmalıdır diyerek müzakereleri kadınlara bırakmıştır. Şimdi BM, yıllar sonra tekrar Pekin+5’in 20. Gözden Geçirme Toplantı’sını yapacaktır. O tarihten bu yana Pekin Eylem Platformunun 12 kritik alanı çerçevesinde, dünyadaki kadın-erkek eşitliği politikalarının nereye geldiği tartışılacaktır. Bu tartışmalara, yıllarca kadın-erkek eşitliği mücadelesi veren kadın örgütlerinin katılması kadınların önerilerinin yer aldığı gerçekçi politikalar oluşturulması açısından hayati önemdedir. Tam da bu nedenle, ülkeler, resmi heyetlerine 20inci yıl nedeniyle kadın hareketi temsilcilerini davet etmektedirler. Türkiye’de ise durum tam tersidir. Aldığımız duyumlara göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı söz konusu toplantıya 40 civarında katılımcıdan oluşan bir heyetle gitmeye hazırlanmaktadır. Ancak, bugüne kadar, Aile ve

Ortak Eylem,

Şiddete Son Platformundan Herkese Uyarı!

Şiddete Son Platformu, bir torba yasa vasıtasıyla cinsel suçlarla ilgili Türk Ceza Yasası’nda yapılması planan değişikliğe karşı herkesi uyardı. HERKESİ UYARIYORUZ! Kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlara “ağır cezalar getireceği” iddia edilen değişiklik, birçok suçun cezasını hafifletecek, birçok tecavüzcü ve istismarcıyı serbest bırakacaktır. Cinsel suçlara sözde ceza artırımı diye sunulan bu tasarı: Özde cezasızlıktır! AKP, pek çok önemli yasa değişikliğini hukuken çok sorunlu olan “torba yasa” usulü ile bir arada sunarak ve muhatapları ile tartışmayarak; toplumu, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel saldırı suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması konusunda var olan durumdan çok daha sorunlu bir aşamaya taşımak istiyor! Hükümetin, cinsel suçların önlenmesini sağlayacak adımları atmadığını, erkek egemen devlet ve hukukun, erkeğin lehine uygulamaları değiştirmeye niyetli olmadığını, cezayı artırmak ya da azaltmakla sorunun çözülebileceği yanılgısını yaymaya çalıştığını biliyoruz. Yasada kadın cinayetlerine ya da kadına karşı şiddete ilişkin bir düzenleme yapılmamış! Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme bile olmamasını hayretle karşılıyoruz. Tam tersine, kadınlara tecavüz sırasında uygulanan/uygulanacak şiddet konusunda erkeklere yeni “ceza indirimleri” geliyor! Cinayet davalarında ise haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz. Kadının beyanı esas alınmalı! Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında “çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması”na ilişkin de hiçbir hüküm konmadığını görüyoruz. 15-18 yaş arası genç kadın ve erkekler arasındaki cinsel ilişkiye dair hapis cezasının artırılması kabul edilemez! TCK’da var olan ve yarısı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bu konuyla ilgili “diğer