Haber,

Devlet kadına şiddetsiz yaşam hakkını tanımadı!

Kadın cinayeti olmadan, şiddete maruz kalmadan geçirdiğimiz tek bir gün bile yok! Bu cinayetleri ve şiddeti önlemek, katilleri cezasız bırakmamak için çaba gösterilmesini beklerken, bu gece Resmi Gazetede yayınlanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadınların hayatına bir karabasan gibi indi. İktidar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile kadınları her türlü şiddete karşı korumaktan vazgeçtiğini ilan etti. Bu çekilme ilanının kadın katillerini, tacizcileri, tecavüzcüleri daha da cesaretlendireceği açıktır.   Ülke tarihinde ilk defa hem de “imza törenine ev sahipliği yapmaktan ve ilk imzacısı olmaktan gurur duyulduğu” açıklanan bir insan hakları sözleşmesinden imza çekilmiştir. Bu çekilme kararı Anayasa’ya ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırıdır. Karar, Anayasa’nın başlangıç ilkelerinin, değiştirilemez hükümlerinin ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerin ihlalidir. Anayasa’nın 14. Maddesine göre, insan haklarına aykırı faaliyetlerde bulunmak devletin yetkisini açıkça kötüye kullanımıdır. Yasal güvencelerimize dokunsanız da biz kadınlar hayatlarımız ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz. Kadınlar olarak dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz. Şiddetsiz bir dünya mümkün! İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi reddediyoruz! İstanbul Sözleşmesi Yaşatır, İstanbul Sözleşmesini Yaşatacağız!

English, Haber,

The state does not recognize women’s right to life without violence!

There is no single day that women are murdered; no single day that we are not subjected to violence! While we have been expecting the state to take steps for preventing these murders and violence and punishing the murderers the decision to withdraw from İstanbul Convention, published in the Official Gazette in midnight on March 19, 2021 torments our lives. By its decision to withdraw from the İstanbul Convention Turkey’s state government announces that it is giving up to protect women from all forms of violence. It is clear that this decision will further encourage the murderers of women, harassers, rapers.   For the first time in Turkey’s history the state withdraws its signature from a human rights convention. What is more frustrating is that the state authorities had announced that  convention is the one that “they were proud of hosting the signature ceremony and being its first signatory”. This decision of withdrawal violates both the Constitution and the international law of human rights. The decision is a violation of the preliminary principles of the Constitution, its irrevocable provisions and the regulations regarding basic rights and liberties. According to Article 14 of the Constitution practices against human rights is the

Haber,

Mücadeleden de birbirimizden de vazgeçmeyeceğiz

6 Mart 2021 günü Kadıköy’de gerçekleşen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mitinginde LGBTİ+ pankartları ve bayrakları alana alınmamış, polis trans+ kortejine saldırmış, eylemin ardından trans kadınları takip ederek bindikleri taksiden indirmiş, gözaltına almış, buna karşı çıkanları da göz altına almıştır. 8 Mart etkinliklerine katılan kadınların ve LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı polisin ısrarlı takibi ve saldırısının münferit ve yeni olmadığını, bu durumun son yıllarda LGBTİ+’ları hedef gösteren, düşmanlaştıran uygulamalardan ve politikalardan beslendiğini biliyoruz.  Son yıllarda kadın ve LGBTİ+ düşmanı uygulamaların sistematik bir şekilde iktidarın politikası olarak hayata geçirilmesinden son derece kaygılıyız. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin demokratik ve kapsayıcı bir toplumsal hayat için esas olduğunun ve adalet, eşitlik ve özgürlük arayışının ancak ve ancak kimseyi dışarıda bırakmadan mümkün olabileceğinin tekrar altını çiziyoruz.  İnsan Hakları Eylem Planı’nın kamuoyuna sunulduğu bu günlerde mevcut Anayasa’yı dahi ihlal eden yetkililere, İstanbul Sözleşmesi’ni toplumsal cinsiyet kavramı ve LGBTİ+ hakları karşıtlığı üzerinden ortadan kaldırmaya çalışanlara, nefret söylemleriyle, tutuklamalarla, gözaltında işkenceyle demokrasi ve hak savunucularını sindirme çabalarına bir kez daha yüksek sesle “Durun!” diyoruz. Biliyoruz ki, toplumsal alan çeşitlilikleri barındıramayacak hale getirildiğinde kendinden başkasına tahammül edemeyen bir kitleye dönüşür. Kadın ve LGBTİ+’ların temel insan hakkı olarak bu 8 Mart’ta da sahip çıktıkları toplanma ve gösteri yapma hakkı baskı ve zora dayalı

Haber,

Eşitlik ve özgürlük olmadan asla!

Bir anayasa değişikliğine ihtiyacımız var mı? Var tabii ki! Biz kadınların, LGBTİ+’ların toplumun farklı bileşenleriyle bir bütün olarak kendi yaşamını belirlemesine olanak tanıyan eşitlikçi, katılımcı, insan haklarını temel alan, cinsel yönelim ayrımcılığı dahil her türlü ayrımcılığa karşı korumayı güvence altına alan, farklılıkları gözeten, demokratik anlayışa dayalı bir anayasaya ihtiyacımız var. Böyle bir Anayasa değişikliği ancak biz kadınların, tüm yurttaşların etkin olarak sesini, sözünü taşıyabileceği, kendini özgürce ifade edebileceği demokratik ortamlarda mümkündür.  Sivil alanın daraltıldığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün tamamen ortadan kaldırıldığı bir siyasal ortamda yeni bir anayasanın tartışılma zemini yoktur. En temel hak taleplerinin terörizm ile damgalandığı, kadın ve LGBTİ+ sivil toplum örgütlerinin baskı altında olduğu,  gazetecilerin, siyasetçilerin, seçilmiş kadın temsilcilerin düşüncelerinden dolayı tutuklandığı, kadın örgütlerinin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin bile kayyımla baskı altına alındığı, mevcut anayasal hakların dahi yok sayıldığı bir siyasi iktidar pratiğinde yeni bir anayasa yapmanın hiçbir koşulu yoktur. Mevcut hak ve özgürlüklerimizi kullanmamızı engelleyen bu siyasal ortamda yapılacak Anayasa değişikliği hakları güvence altına almayı değil, ancak ortadan kaldırmayı vadedebilir. Kadınlar katledilirken, her türlü şiddete maruz bırakılırken, kadınlara hukuki güvence sağlayan yasalar ve uluslararası sözleşmelerin uygulanmaması için ayak diretilirken, dahası siyasi partiler arası ittifak arayışları kadın düşmanlığı üzerinden yapılırken yeni bir anayasa girişimi hiçbir koşulda kabul edilemez. Kadınların,

Haber,

“Belediyelerin Pandemi Haritası”nı çıkarıyoruz!

Hayatlarımız da ihtiyaç ve sorunlarımız da birbirinden farklıyken pandeminin etkileri aynı olabilir mi? Eşitlikçi yaklaşım bu çeşitliliği, farklılıkları gören politika ve uygulamalar gerektirir. Bu kriz, bizim adımıza alınan kararlarla değil, bizim de olduğumuz demokratik yollarla aşılabilir. Kadın Koalisyonu olarak, ilk aşamada büyükşehir, il ve ilçe olmak üzere 30 belediyeye 12 alan üzerinden baktık. “Belediyelerin Pandemi Haritası” ile belediyelerin çalışmalarından daha fazla kadının haberdar olmasını, belediyelerin kadınların farklı sorunlarını, ihtiyaçlarını görmesini istedik. “Belediyelerin Pandemi Haritası”nı görüntülemek için tıklayın.

2019, Seçime Müdahale,

Kadın Koalisyonu olarak Yüksek Seçim Kurulu’na sorduk

Kadın Koalisyonu olarak yaklaşan seçimlerden önce Yüksek Seçim Kurulu’na sorduk: 1. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı engelli seçmen sayısı kaçtır ve bunlardan kaçı kadındır? 2. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı 65 yaş üzeri seçmen sayısı kaçtır ve bunlardan kaçı kadındır? 3. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı, okuma yazma bilmeyen seçmen sayısı kaçtır? 4. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı, Türkçe bilmeyen seçmen sayısı kaçtır? 5. Sığınaklarda/Kadın Konukevleri’nde kalan kadınların güvenlikleri sağlanarak oy kullanma hakkını güvence altına almak için ne tür önlemler alınmıştır? 6. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki bakım kurumlarında bulunan seçmenlerin oy kullanma hakkını güvence altına almak için ne tür önlemler alınmıştır? 7. Aşağıdaki grupların oy kullanma hakkının tam olarak güvence altına alınmasını sağlamak için sandık yerlerine erişim, oy kullanma yerlerinin belirlenmesi ve düzenlenmesi, bağımsız ve gizli oy hakkının güvencesi bakımından ne tür önlemler alınmıştır? – Ortopedik engelliler – Görme engelliler – Kronik hastalığı olup evde tedavi gören kadın ve erkekler – Hastanelerde tedavi gören hastalar ve yakınları/refakatçiler (kadınlar ve erkekler bakımından) – Okuma yazma bilmeyenler – Yaşlı kadın ve erkekler 8. Sandıkların kurulduğu okulların engelli erişimine uygun olması için rampa, asansör, kabartma yazı, işaret dili tercümanı gibi düzenlemeler yapılmış mıdır? Cevapları bu dokümanda bulabilirsiniz: Yüksek Seçim Kurulu’na Sorduk

2019, Haber, Seçime Müdahale,

Kadın Koalisyonu olarak Yüksek Seçim Kurulu’na sorduk

Kadın Koalisyonu olarak yaklaşan seçimlerden önce Yüksek Seçim Kurulu’na sorduk: 1. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı engelli seçmen sayısı kaçtır ve bunlardan kaçı kadındır? 2. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı 65 yaş üzeri seçmen sayısı kaçtır ve bunlardan kaçı kadındır? 3. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı, okuma yazma bilmeyen seçmen sayısı kaçtır? 4. Yurt içi seçmen kütüğünde kayıtlı, Türkçe bilmeyen seçmen sayısı kaçtır? 5. Sığınaklarda/Kadın Konukevleri’nde kalan kadınların güvenlikleri sağlanarak oy kullanma hakkını güvence altına almak için ne tür önlemler alınmıştır? 6. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki bakım kurumlarında bulunan seçmenlerin oy kullanma hakkını güvence altına almak için ne tür önlemler alınmıştır? 7. Aşağıdaki grupların oy kullanma hakkının tam olarak güvence altına alınmasını sağlamak için sandık yerlerine erişim, oy kullanma yerlerinin belirlenmesi ve düzenlenmesi, bağımsız ve gizli oy hakkının güvencesi bakımından ne tür önlemler alınmıştır? – Ortopedik engelliler – Görme engelliler – Kronik hastalığı olup evde tedavi gören kadın ve erkekler – Hastanelerde tedavi gören hastalar ve yakınları/refakatçiler (kadınlar ve erkekler bakımından) – Okuma yazma bilmeyenler – Yaşlı kadın ve erkekler 8. Sandıkların kurulduğu okulların engelli erişimine uygun olması için rampa, asansör, kabartma yazı, işaret dili tercümanı gibi düzenlemeler yapılmış mıdır? Cevapları bu dokümanda bulabilirsiniz: Yüksek Seçim Kurulu

Yasamaya Müdahale,

Türkiye’de Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlerin İnsan Hakları Etkilerine ilişkin Memorandum

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, 27-29 Eylül 2016 tarihleri arasında Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ardından hazırladığı Memorandum’u 7 Ekim 2016 tarihinde kendi sitesinde yayınladı. Türkiye’de ilan edilen Olağanüstü Hal uygulamasının bir an önce kaldırılmasını tavsiye eden Komiser’in değerlendirmelerinin yer aldığı ve İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) tarafından tercümesi yapılan Memorandum’u için tıklayınız.

koalisyon-genel-gorsel
Ortak Eylem,

Soruşturma İşlemleri Safhasında Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara ilinde gerçekleştirilmek üzere ilan edilen “Barış Mitingi”nin toplanma alanı olan Ankara gar önünde saat 09.40 sıralarında henüz kortejler oluşturulurken ardıl patlamalar meydana gelmiştir. Patlama iki ayrı noktada, dar alanda çok sayıda ölümlere neden olduğu için, iki ayrı canlı bomba tarafından gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Bu durum görgü tanıklarının anlatımları, olay yerinde görülen fiziksel bulgularla doğrulamaktadır. 10.10.2015 tutanak tarih ve 16:00 saati itibarıyla, tarafımıza ulaşan bilgiler gereği 86 kişi yaşamını yitirmiştir. Çok sayıda yaralı halen hastanede tedavi altındadır.

Olay yerine ulaşan bir grup avukat olarak soruşturmanın ilk aşamasına ilişkin tespit ettiğimiz hukuka aykırılıkları aşağıda değerlendirilmektedir. Bilindiği üzere hukuk dışı, yargısız infaz gibi şüpheli ölümlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca uyulması gereken asgari prensipler Minnesota Protokolü’nde düzenlenmektedir. Tespitler insan hakları hukukunun bu aracı da esas almak üzere aşağıda ifade edilmektedir.

Bombalama eyleminin soruşturulması derhal, tarafsız ve etkili nitelikte olmak zorundadır. Olay yerine gelindiğinde, hiçbir surette patlamaların gerçekleştiği yer koruma altına alınmamış, olay yeri inceleme ekipleri ve Savcı olay yerine henüz intikal etmemiş, olay yerinde bulunan halkın güvenliğine dair hiçbir önlem alınmadığı görülmüştür. Patlamaların gerçekleşmesinden yaklaşık 1.5 saat sonra Olay Yeri İnceleme ekipleri gelmiş ancak henüz Savcı gelmediği için işlemlere başlanmamıştır. Patlamanın gerçekleşmesinden 2.5 saat sonra Başsavcı vekili olay yerine gelmiş ve başka savcıların görevlendirileceğini ifade etmiştir.

Olay yeri inceleme işlemleri sırasında delillerin kaybolmasının önlenmesi, derinlemesine soruşturma yürütülmesinin güvence altına alınması amacıyla hazır bulunmak isteyen avukatlar olay yerinden uzaklaştırılmış ve sadece 3 avukatın hazır olmasına izin verilmiştir.

Olay yeri inceleme devam ederken dahi güvenlik önlemleri sadece avukatlar ve yakınları aleyhine alınmıştır. Cenazelerin kaldırılmasına odaklanan ekipler, geniş menzilli sonuçları olan patlamada olay yeri inceleme alanı dar tutulmuş, kimliklendirme için zorunlu doku örnekleri, eşya ve suçun aydınlatılması için gereken fiziksel deliller inceleme dışı bırakılmıştır. Delillerin güvenliği sağlanmadığından, olay yerinin bozulduğu ve bunun önlenmediği açıktır. Bunun gibi olay yerinde birçok insanın delillerin üzerine basarak gezdiği gözlemlenmiştir. Cenaze araçlarının da benzer şekilde olay yerine delillerin üzerinden geçip cenazelere yaklaşarak hareket ettikleri görülmüştür.

Avukatlar olarak soruşturma işlemlerinin hiçbir aşamasında bilgilendirilmediğimiz gibi derhal toplanılması talep edilen görüntü kayıtları ve diğer deliller yönünden taleplerimiz cevapsız bırakılmıştır. Bunun gibi Ankara Adliyesine ulaşan avukatlar “nöbetçi savcıya” yönlendirilmiş, etkin ve hızlı yürütülmesi gerekecek olan soruşturmanın yürütücüsü olan herhangi bir Savcı bulunamamıştır. Nöbetçi Başsavcı vekili ile yapılan görüşmede sadece otopsiler ile ilgilenildiği soruşturma ile ilgilenilmediği bilgisi alınmıştır.

Olayın vahametine rağmen valilik binasında ise kimsenin olmadığı anlaşılmıştır.

Olay yerinin genişliği ve fiziksel deliller göz önünde bulundurulduğunda yeterli sayıda adli tıp uzmanı ve olay yeri inceleme ekibinin görevlendirilmediği, savcı sayısının yetersiz olduğu gözlemlenmiştir.

Otopsi işlemleri sırasında avukatların hazır bulunması önünde engel çıkarılmış, sabit kanuna uygun bir uygulama gerçekleştirilmemiştir.

Olay anında olay yerinde bulunan avukatların ve tanıkların anlatımı ile, patlamanın ardından çevik kuvvet patlama alanına doğru mitinge katılanlara karşı göz yaşartıcı kimyasal ve plastik mermi kullanmıştır. Olay yerinde Arena Spor Salonu kısmında bulunup yaralılara yardım etmeye çalışılırken polislerden yardım istenmesine rağmen ambulanslara yol açma dahil olmak üzere, yardım edimemiştir. Ambulanslar olaydan sonra derhal olay yerine gelmemiş, ambulans yolu çevik kuvvet tarafından kapatılmıştır. Çevrede bulunan kişilerin dağıtılması için kolluk kuvvetleri tarafından defalarca havaya ateş açılmıştır. Çevik kuvvet polislerinin müdahalesi ile birlikte insanlar cenazelerin üzerine basarak kaçmak zorunda bırakılmıştır. Olay sonrası güvenlik güçlerinin olay yerine ve insanlara müdahale tarzı, ortamdaki kaosu arttırmış, yaralılara müdahaleyi geciktirmiş, bir kısım insanların kaçışırken yaralanmalarına sebep olmuştur.

Olay yeri inceleme çalışması sürdürülürken Tren Garı’nın Sıhhıye yönünde çevik kuvvet görevlileri tarafından halkın tahrik edildiği, özellikle bazı emniyet mensupları tarafından cenazelere saygısızlık yapıldığı, delillerin üzerine istemli olarak basıldığı ve halka küfredildiği öğrenilmiştir. Sonrasında avukatlar tarafından ilgili memurlar hakkında tutanak tutulması istemi ekip amiri tarafından önlenmiştir. Olaylarda fail kişiliği belirgin polis memuru çevik kuvvet yeleğini çıkarıp sivil kıyafetleriyle (kırmızı tşört) olay yeri incelemesinden koşarak ve cenazelere, delillere basarak uzaklaşmıştır. Ardı sıra tespit için alanda bulunan avukatlar polisler tarafından darp edilmiştir.

Hastanelerde hastaların ve olay sonrası yaşamını yitirenlerin bilgilerine ulaşılması ve buralara erişim özel güvenlikler tarafından engellenmiştir.

Sadece erken safhada tespit edilen bu aykırılıklar delillerin karartılması endişesi yaratmaktadır. Etkin bir soruşturma yürütülmesi için gereken asgari planlamadan yoksun, hızla ve derinlemesine yürütülmeyen işlemler ve hiçbir resmi bilgilendirmenin yapılmaması, soruşturmanın kamudan kaçırılacağını ortaya koymuştur. “İnfial korkusu” ve “savcı güvenliği” endişelerinin yürüttüğü bu soruşturmanın bağımsız olamayacağı da açıktır.

Click here for the English version.

AV. NURAY ÖZDOĞAN AV.PINAR AKDEMİR
AV. SENEM DOĞANOĞLU AV. ATİYE ARIKAN
AV. TEOMAN ÖZKAN AV. SERBAY KÖKLÜ
AV. DENİZ ÖZBİLGİN AV. TEKİN YASİN ÇELİKKAYA
AV. SEVİNÇ HOCAOĞULLARI AV. CENGİZ YÜREKLİ
AV.SERCAN ARAN AV. BATURAY ALTINOK
AV.MEHMET ÜMİT ERDEM AV. ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN
AV. HÜRMÜZ BİÇER AV. RIZA YALÇIN KOÇAK
AV.DÖNSEL UMUCU AV. ÖZCAN ALGÜL
AV. ÖZLEM ŞEN AV.GÜNFER KARADENİZ
AV. AYHAN GÜNEŞ AV. İLYAS DANYELİ
AV. HALİL İBRAHİM VARGÜN AV. SALİHA ŞAHİN
AV. SERTAÇ EKİNCİ AV. GÜLİSTAN KOÇ
AV. EMRAH ÖNER AV. CEREN ŞİMŞEK
AV. CANDAN DUMRUL AV. KENAN MAÇOĞLU
AV.EVİN KONUK AV. ALİŞAN ŞAHİN
AV. MURAT YILMAZ AV. GÜLŞEN UZUNER

sandik
2015, English, Seçime Müdahale,

Democratic elections can only take place under democratic circumstances and in a peaceful atmosphere

Turkey will be holding a new round of parliamentary elections in less then 5 months after the elections held on 7 June. High Electoral Board has announced: “We can make it on time”. Meanwhile, the conflicts, bombings and retaliation attacks, that started after the suspension of the resolution process by the government prior to the elections on June 7, are still going on. People are being killed. The kids, youngsters and people at all ages are being killed; causing the greatest of all grieves to their loved ones. Cities are under blockade. Funerals are not allowed on the basis of “security reasons”. Neither our bodies nor our corpses are safe now…

How the elections will be safeguarded under these circumstances? How it will be secured that people all over from Turkey can cast their vote with their free will? What will be the safeguards for democratic elections? How it can be guaranteed that an electoral government composed of members of the previous governments and its bureaucrats will ensure that the electoral preparations are democratically handled?

Elections are amongst the most crucial tools of democracy, only if they are held under democratic conditions that allow the reflection of the free will of electorates. Otherwise, they only serve as window dressing for the quests of, seats and power. And become only the reflection of despotism.

It is of utmost importance that the elections take place safely in all electoral territory, with no exception. Legitimacy of the elections relies on the existence of democratic conditions and peace atmosphere. Therefore, there is an urgent need to end the conflicts, abolish the blockades, and initiate peace negotiations. The ongoing state of public emergency should urgently be abolished in the cities of concern and a peaceful and democratic resolution should be sought via involving all related social groups.

We – the women struggling for justice, equality and freedom- hope and insist for peace. We will never give up on struggling for peace. We will not keep silent on the losses of lives while weeping tears on each others’ pain. We will not give credence to attempts triggering conflicts, discrimination and hate speech. At the elections, we will once again let everyone see what kind of a country and a parliament we long for. We will not let others to use our lives as a political battleground.

Peace: right here, right now, for democratic elections!

Women’s Coalition
September 15, 2015

bilgi (at) kadinkoalisyonu.org

sandik
2015, Seçime Müdahale,

Demokratik bir seçim, ancak demokratik koşullarda, barış ortamında mümkündür

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden beş ay bile geçmeden bir erken seçime girecek. Yüksek seçim kurulu açıkladı: “Yetiştirebiliriz.” 7 Haziran seçimleri öncesi iktidarın çözüm sürecini “buzdolabına” kaldırmasıyla başlayan çatışmalar, bombalamalar, misillemeler hızlanarak arttı. İnsanlar öldürülüyor. Öldürülen çocuklarla, gençlerle, her yaştan insanla ocaklara ateş düşüyor. Şehirler abluka altında. “Güvenlik” gerekçe gösterilerek cenazeler kaldırtılmıyor. Ne dirimiz, ne ölümüz güvende.

Peki seçim güvenliği nasıl sağlanacak? Ülkenin her yerinde insanların özgür iradesiyle oy kullanabilmelerinin koşulları nasıl sağlanacak? Seçimlerin demokratik koşullarda yapılabilmesinin güvencesi ne olacak? Çoğunluğu eski hükümet üyeleri ve bürokratlardan oluşan bir seçim hükümetinin demokratik bir seçim hazırlığı yapacağının garantisi nedir?

Seçimler, demokrasinin çok önemli araçlarından biridir; demokratik koşullarda gerçekleştiğinde, seçmenlerin iradesini yansıtan sonuçlar hayata geçtiğinde. Tersi uygulamalar, iktidar, güç, koltuk için göstermelik düzenlemelerden ibarettir. Sadece tahakkümün göstergesidir.

Bu süreçte seçimlerin ülkede hiçbir seçim bölgesini dışarda bırakmadan gerçekleşmesi ve güvenliğinin sağlanması hayati öneme sahiptir. Seçimlerin meşruiyeti, demokratik koşullarda yapılabilmesine, barış ortamının sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle acilen çatışmalar sonlandırılmalı, ablukalar kaldırılmalı, müzakereler başlatılmalıdır. Bazı illerimizde hüküm süren olağanüstü hal rejimi hemen sonlandırılmalı, tüm toplumsal grupların süreçte yer aldığı barışçıl, demokratik çözüm yolları hayata geçirilmelidir.

Biz adalet, eşitlik, özgürlük mücadelesi veren kadınlar, umutla, inatla barış istiyoruz. Barış için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Birbirimizin acısına ağlarken ölümlere sessiz kalmayacağız. Hiçbir savaş kışkırtıcılığına, ayrımcılığa, nefret söylemine prim vermeyeceğiz. Seçimlerde nasıl bir ülke nasıl bir meclis istediğimizi bir kez daha gösterecek, hayatımız üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyeceğiz.

Demokratik bir seçim için hemen şimdi barış!

Kadın Koalisyonu

15.9.2015

bilgi@kadinkoalisyonu.org

Click here for the English version.

koalisyon-genel-gorsel
2015, Seçime Müdahale,

Demokratik bir seçim, ancak demokratik koşullarda, barış ortamında mümkündür

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden beş ay bile geçmeden bir erken seçime girecek. Yüksek seçim kurulu açıkladı: “Yetiştirebiliriz.” 7 Haziran seçimleri öncesi iktidarın çözüm sürecini “buzdolabına” kaldırmasıyla başlayan çatışmalar, bombalamalar, misillemeler hızlanarak arttı. İnsanlar öldürülüyor. Öldürülen çocuklarla, gençlerle, her yaştan insanla ocaklara ateş düşüyor. Şehirler abluka altında. “Güvenlik” gerekçe gösterilerek cenazeler kaldırtılmıyor. Ne dirimiz, ne ölümüz güvende.

Peki seçim güvenliği nasıl sağlanacak? Ülkenin her yerinde insanların özgür iradesiyle oy kullanabilmelerinin koşulları nasıl sağlanacak? Seçimlerin demokratik koşullarda yapılabilmesinin güvencesi ne olacak? Çoğunluğu eski hükümet üyeleri ve bürokratlardan oluşan bir seçim hükümetinin demokratik bir seçim hazırlığı yapacağının garantisi nedir?

Seçimler, demokrasinin çok önemli araçlarından biridir; demokratik koşullarda gerçekleştiğinde, seçmenlerin iradesini yansıtan sonuçlar hayata geçtiğinde. Tersi uygulamalar, iktidar, güç, koltuk için göstermelik düzenlemelerden ibarettir. Sadece tahakkümün göstergesidir.

Bu süreçte seçimlerin ülkede hiçbir seçim bölgesini dışarda bırakmadan gerçekleşmesi ve güvenliğinin sağlanması hayati öneme sahiptir. Seçimlerin meşruiyeti, demokratik koşullarda yapılabilmesine, barış ortamının sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle acilen çatışmalar sonlandırılmalı, ablukalar kaldırılmalı, müzakereler başlatılmalıdır. Bazı illerimizde hüküm süren olağanüstü hal rejimi hemen sonlandırılmalı, tüm toplumsal grupların süreçte yer aldığı barışçıl, demokratik çözüm yolları hayata geçirilmelidir.

Biz adalet, eşitlik, özgürlük mücadelesi veren kadınlar, umutla, inatla barış istiyoruz. Barış için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Birbirimizin acısına ağlarken ölümlere sessiz kalmayacağız. Hiçbir savaş kışkırtıcılığına, ayrımcılığa, nefret söylemine prim vermeyeceğiz. Seçimlerde nasıl bir ülke nasıl bir meclis istediğimizi bir kez daha gösterecek, hayatımız üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyeceğiz.

Demokratik bir seçim için hemen şimdi barış!

Click here for the English version.